Toplumsal Ego: Maskelerin Ardındaki Gerçek

Toplumsal ego dediğimiz şey aslında kişilerle olan ilişkilerimiz sonucu ortaya çıkardığımız kimliklerimizdir. Bizler yastığa başımızı koyduğumuzda, bizimle sürekli konuşan kimlikle dışarı çıkmayız…Bizler diğer insanlara özel hazırladığımız, ergenlik döneminde oluşturduğumuz bir toplumsal kimlikle dışarı çıkarız…

Yargılarımız evle, mahalle ile kültür ya da kültürlerle, aile, komşu ve arkadaş çevremizden yadigar aldığımız enerjilerle şekillenmeye başlamıştır. Bu şekilde gelişen toplumsal egomuz, kendi idealini de yanında getirir. Toplumsal hareketler yargı ve cezalandırma üzerine kurulu olduğundan Toplumsal Tanrı figürü de bu şekilde tanımlanmıştır.

Tüm radikal örgütler Tanrıların cezalandırması için var olduklarına inanırlar. Çünkü Toplumsal Tanrı zorbadır. Çünkü toplumsal ego kendine zorbadır. Kendisinin cezalandırılacağını düşünür.

Bizler kendi kimliğimizle beraber dışarı baktığımızda, diğer insanların taktığı maskelerden bahsediyoruz. Bir şekilde o maske takan İnsanların cezalandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Kendimizi cennete layık görürken  dışardaki insanların bunu hakkettiğine kolay karar veremiyoruz. Onlarla çok yakın duygusal ilişkiler, dostluklar kurarsak ancak onların da cennete gidebileceğini düşünmeye başlıyoruz.

İşte bunun adı Toplumsal Tanrı..

Dünyanın neresinde olursan ol, toplumsal yargılar vardır. Ne yapacağı, ne hissettireceği belirsiz egolarımız var. Toplumlar asla Tek Tanrılı bir dine inanmazlar. Onlar için en az iki adet Tanrı vardır.

İlki, kendi içlerindeki affedici tonton bir Tanrı. Diğeri ise kendisi dışındaki insanları mutlaka cezalandıracağına inanılan zorba Tanrı. Aslında özde bahsedilen ademin yediği elmadan beni sorumlu tutan, azaptan bahseden bir tanrı figürü değildir. Her ne yaptıysak yapmış olalım, içimizdeki biz için haklı bir neden bulup her daim affeden bir tanrı figürü olmalıdır.

Dinler aslında kendi ideallerini yarattığı için putlaşmış bir evrenden bahseder. Bizler, etrafımızdaki her insan için bir yargıyla beraber, bir ideali oluşturup onu putlaştırıyoruz. Bir insanı olduğu gibi değil de, nasıl olması gerektiğiyle ilgilendiğimiz için zavallıyız. Bizler kendi içimizde toplumsal  putlar yaratıyoruz.

İşte bizim ünlüler diye atfettiğimiz, örnek olarak nitelenen insanlar da, toplumsal tanrının örnek gösterdiği, ideal yargı paketleridir. Toplum tarafından pompalanmış figürlerdir.

Bu çerçevede toplumsal teistik düzen mi yoksa insanın kendi egosunu yenip; hakikate çıplak baktığı bir düzen mi….

Çünkü burada bir ayrıntı var. Bizim diğer kişileri eleştirmek üzerine kullandığımız yargılar ile, başkalarının bizi eleştirmek üzere kullandığı yargılar tamamen aynı…

Yani biz işin özünde dışarıdaki insanların cezalandırılmasıyla ya da affedilmesiyle değil de, bizzat kendimizin,  cezalandırılması veya affedilmesiyle ilgili yargılardan muzdaribiz…

İlk olarak bunlardan kurtulmamız gerektiğini düşünmekteyim.

Epifiz Bezi: 3.Göz ile Kalp Gözünün Açılması
Melatonin: Ruhu ve Bedeni Düzenleyen Hormon
23 Spiritüel Sembol ve Sır Bilgisi
Ölüm: Yansıma Olmadığını Anlama Anı
Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE