Kendine Yolculuk: Dönüşü Olmayan Bir Yol

Kaybolmuş bir zamanın izindeyim, zaman mı kayıp ben mi bilinmezliğinde varlığımın karanlık dehlizlerinde gezinmeye karar vereli kasvetim dağıldı. Yol…

Meğer varlığının gölgelerine kabul vermek muazzam bir güçmüş. Gölgen varlığınla var olduğundan, bu zaman ve mekanda onsuz da olmazmış.

Gölgelerin olmadığı zamanları da anımsıyorum. Nasıl da şeffaftı her şey, sır yok gizem yok. Çok eskide kaldı elbette o günler bin yıllar öncesinde. Ve bu zamanda mağaranda kendini bulmazsan bir tüy gibi savrulursun her yana, tüm etkilere açık olursun. Şimdi yola çıktım, mağaramın en diplerini aydınlatmaya gidiyorum. Öz’ünü, ruh parçalarını bulmadan dönüşü olmayan bir yol.

Böyle sıkışmış bir alanda, bana ait olmayan duyguların sıkışıklığında yaşayamam. Ben bu evrene acı çekmeye gelmedim. Evet, öğrenme sürecinde canım acıdı ve bu sıkıntıları evrim sürecimin yakıtı olarak kullandım. Geldiğim noktada hiçbir şeye tutunmuyorum. Manasızca sahiplenmiyorum, çünkü ortada bana ait hiç bir şey yok.

Çevresel koşullanmaların zorlama duygularını yaşamamaya kararlıyım. Baksan bu evrende bir minik kum tanesiyiz. İşte bu bilincin tevazusuyla hemen her şeyi yapmaya muktedir olabilecekken, acizlik denizinden kafamızı çıkartamıyoruz. Değerinin farkında değilsen giyindiğin kurban rollerinden çıkamazsın.

Her şey fark etmek için dizayn edildi. Yol için direnmek süreci uzatıyor. Süreç uzadıkça evrensel kanun da çalışıyor ve daha mühim mevzularla sınıyor. Evren bazende işleri kolaylaştırmaya çalışır. Ama biz dünyevi düşüncelerin girdabına öyle kapılmışızdır ki, evrenin kişisel armağanlarını dahi göremez olmuşuzdur.

Peki nasıl çıkacağız oradan?

-Varlığımızın tüm hakikatini öğrenerek.

Bu nasıl olacak?

-Ben kimim sorusunu kendine sorduğunda, kendini bulursun mağaranın en başında… Sabırla bekle orada, bir rehber çıkar gelir karşına…

Sır’rı kıdem eylediler.,

Kelamı anahtar.

Karanlık dehlizlerde dolaşan benliğim,

Bir kavuşmanın özleminde,

Üstelik kendimle…

Derya Karataş

Yola Çık, Yol Açık

Hikayelerde, mitlerde, efsanelerde bütün canavarlar nerede yaşar? Şehirlerin, köylerin dışında, dağların tepelerin ardında…

Yani bizim için çizilmiş sınırların ötesinde…

Asla ulaşamayacağımızı düşündüğümüz yerlerde… Bu durum, aslında toplumun kendini korumak için kişinin kendi sınırları içinde kalmasını tembihleyen bir mesajdır. Bu mesajı dinleyen herkes, toplumun onun için çizdiği sınırlar içinde kalarak, kendi canavarlarını görmezden gelmeyi seçer.

Toplum kişilerin rutin yaşamda kalmasını tercih ettiği için, kimsenin bu yolculuğa çıkmasını istemez. Çünkü kendi sınırlarını aşabilen bir emsal bile, mevcut toplum düzeni için tehdit oluşturur. Düzen, yola çıkmış olanları değil, uslu uslu yerlerinde oturanları kendi içinde kabul eder.

Bu nedenle yola çıkmayı seçenler, ironik olarak toplum algısında yoldan çıkmış olarak kabul edilir.

Aslında içsel olarak sınırını aşmak, kişi için tam olarak yolun kendisidir. Toplumun büyük bir çoğunluğu sadece henüz bunun farkında değildir.

Ve sadece sınırını aşıp, kendi derinliklerindeki canavarları ile yüzleşmeyi seçenler toplumun ona dayattığı özgürlük illüzyonunun ötesinde, gerçek özgürlük hissini deneyimleyebilir.

Dr. İzzet Memi

Dünyalite

Gerçek Yolu Bulana Kadar Şeylerden Vazgeçebilmek
Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE