Sevgi, Saygı, Anlayış ve Bütünlük Bilinci

Sevgiyi, ışığı yaymak derken kullandığımız kavramların içi boş kalmasın. Sevginin yanına en çok Saygı yakışıyor kanımca. Karşımızdaki kişinin alanına saygı, hakkına saygı, söylediklerine katılmasak bile saygı.

Kedileri severim, köpekleri severim ancak insanları sevmiyorum deyip komşunuza, iş arkadaşınıza kötü davranıyorsanız, Kaz Dağları yürüyüşüne katılıp, insanlara omuz ata ata yürüyüp, kabaca davranıyorsanız, çiçekler böcekler lalalom deyip, trafikte cart diye başka arabanın önüne kırıyorsanız…uzar gider bu liste….o zaman kusura bakmayın ışık da yaymıyorsunuz, sevgi de…paylaşımlarda kalıyor bu cicilik. Kendimizin ve BÜTÜNÜN hakkına saygı gösterelim. Lütfen özellikle ateşin hakim olduğu bu zamanda ANLAYIŞLI olalım.

Ortalıkta üstünüzde bir beyaz hale ile HALLELULJAH diye gezin, size terbiyesizlik edilirse, alanınız ihlal edilirse susun demiyorum, kızmak da bize özgü, hayalkırıklığı yaşamak da. Tepkilerimizi asilce vermek bizim elimizde. Bir sefer de haklı olma telaşını bırakıp, dur bakayım bu adam niye böyle yapıyor, sevgisiz kalmış belki de, dur ben ona bir güzel söz söyleyeyim deyin. Ne kaybedersiniz ki? Size kızan birine şöyle güzel bir söz söyleyin, yahu sen kızınca ne güzel oluyorsun diye esprili bir cevap verin. Kızgınlığının ateşi hemen sönmese de küllenecektir. Baktınız olmuyor, sessiz kalın veya ortamdan uzaklaşın. Bu seferlik de böyle olsun. Kimbilir içinizin hangi parçası ayna oldu da bunu yaşadınız.

Çoğunuz fark etmişsinizdir, bugünlerde ne yaparsak anında cevabı ve ayna gibi yansıması geliyor. Eleştirdiğin, yargıladığın bir davranışı hemen anında kendin yaparken buluyorsun. Aaa diyorum amma da hızlı geldi yahu tatlı sopası Evrenin

İngilizlerin bir huyu vardır, züppece de (snob deyince daha tatlı geliyor sanki züppeden) bir yaklaşımdır biraz (böyle yapalım diye yazmıyorum), sizi eleştirirken size gülümseyerek öyle ince, öyle güzel kelimeler kullanırlar ki ya bu bana bir şey diyor, kızıyor da sanki ancak pek hoş da söylüyor dersiniz. Kızmazsınız, o tepe çakranız alev almaz bi anda.

Diplomasi sanatı gibidir biraz. İnce ince, karşındakini kırmadan, aşağılamadan mesajını iletmektir.

Öyleyse bu vahşi söylemler niye? Bu yargılama hevesi niye? Yargıdan uzak kalın, yargıladığınız olursunuz demiyor muyuz mucizeler? 

Görüyorum bazen, bu yapılan postların/postlarınızın altına nasıl da acımasızca ve deyim yerindeyse küstahça yorumlar yapılıyor. Nasıl da eziyorsunuz, kırıyorsunuz birbirinizi?

Sevgimizi, ışığımızı yayalım diyor sonra gidip başkasına empoze etmek istiyor kendi düşüncesini, hem de saygı sınırlarını aşarak, benim yöntemim doğru senin ki yanlış diyerek. Tabii ki aynı şeyleri düşünmeyeceğiz, aynı yöntemleri uygulamayacağız. Robot muyuz biz yahu? Gerçi, bu ormanları yakıp, dünyanın rezonans alanını negatif frekanslardan arındıran ağaçların kökünü kuruturlar ve 5G’ ye geçerlerse bir çok insan robota dönüşecek o ayrı.

İçimizin parçalarına, Yüksek Benliğimize soralım o zaman? Neden bu çeşitlilik bizi korkutuyor? Bana benzemeyen, benim gibi düşünmeyen, konuşmayan, giyinmeyen benden değil mi? BÜTÜNÜN bir parçası değil mi? Hepimizin içinde Yaradanın bir parçası varsa o da Yaradanın bir parçası değil mi? İçimin hangi parçaları hoşgörüsüzlüğe yol açıyor? Bunu nasıl arındırabilirim?

İçinizden geliyorsa gelin hep beraber aşağıdaki bu protokolü okuyalım.

Bu protokolü sevgili Hakan Çelik’in bizlerle paylaştığı protokolleri örnek alarak yazdım. Varlığına şükürler olsun.

Kendilerini bütün zamanlarda, boyutlarda ve mekanlarda hoşgörüsüzlük, saygısızlık, kabalık olarak olarak gösteren, Bütünlük bilincinden koparak, bana benzemeyen, benim gibi düşünüp, konuşmayan, sevmeyen, giyinmeyen benden/bizden değildir diyen parçalarım, datalarım, anılarım, programlarım sizleri görüyorum ve varlıklarınızı onurlandırıyorum. Şimdiye kadar sizleri görmediğim ve onurlandırmadığım için sizden özür dilerim. Lütfen beni affedin. Ben kendimi affediyorum. Birer parçam olduğunuz için sizi seviyorum. Bana bu arınma fırsatını verdiğiniz için teşekkür ederim. Sevgili içsel çocuğum, bu dataları temizlemediğim için özür dilerim. Lütfen bu dataları salıver, serbest bırak, Yaratıcı kaynağa teslim et. Teşekkür ederim.

Sevgili temizleme saati, lütfen bütün bu dataları, hepsi sıfır noktasında Yaratıcı Kaynağın ışığına dönüşene dek zamanda geriye götür. Bütün bu datalar üzerinde Yaratıcı Kaynağın ışığı yansın. Bütün dolanıklıklar ve ruhumuza hizmet etmeyen bağlar kesilsin, kontratlar iptal edilsin. Üzerimde taşıdığım ve bu konulara ait olan bütün yükler, karmalar, sorumluluklar, enerjiler en uygun enformasyonlar ve bilinçle desteklenerek Yüksek Benlik düzeyinde kendilerine geri gönderilsin. Teşekkür ederim. Seni seviyorum, Özür dilerim, Lütfen beni affet, Teşekkür ederim. Ho’oponopono An’dan An’a Ho’oponopono…

Açılan bütün boşluklar İlahi Işıkla dolsun. Bütün referans noktalarımız, dünyayı algılayış ve algılanış yollarımız ve ızgaralarımız güncellensin.

Neyin gerçek olduğunun cevabını içimize bakarak görebiliriz. Gelen cevapları dinleyelim. BÜTÜNLÜK bilincinden kopmayalım.

Unutmayalım…

Mitakuye Oyasin – We are all ONE 

Pia π

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

Sevgi, Saygı, Anlayış ve Bütünlük Bilinci” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE