Mükemmellik Yanılgısı

Bundan aşağı yukarı 3 yıl kadar önceydi, o zamanlar Suadiye’de oturuyorum. Büyük, geniş bir salonum var. Bir akşam sandalyeleri dizdim salona. Konuşma provası yapacağım ilk defa.

Sandalyelerin bittiği yer de sahne. Sahneye geçtim. Ayaktayım. Gözlerimi kapatıp kalabalığı hayal ettim bir an. Ettim etmesine de yolunda gitmeyen bir şey var. Heyecanlanıyorum. Baya baya hemde. Kısa bir süre içinde söyleyeceklerimi de unuttum mu. Yani dostlar anlayacağınız öyle kalakaldım. Hiç kimse yokken birde. O anda nasıl kızmıştım kendime. Konuşmacılık üzerine bir sürü kitap almıştım. Okumuştum da birçoğunu. Onları sinirden bir kenara fırlattığımı hatırlıyorum. Aman yeter ya yapmayacağım olmuyor işte! Kötü geçen konuşma tecrübelerimden sonra da sahneye çıkmaya tövbeler ederdim. Hata yaptığım, söyleyeceklerimi unuttuğum, aşırı heyecanlandığım zamanlar günlerce nasıl  üzülürdüm. Hatta hüngür hüngür ağlamışlığım bile var.

Hata yapmaktan, beğenilmemekten, eleştirilmekten ölesiye korkuyordum adeta. Mükemmel olmalıydım ben. MÜKEMMEL! Başka türlü olmaz, olamaz. Kabul edilemez. Her zaman, her an kusursuz olmalıyım! Bütün kusurlarımı düzeltmek ve saklamak için çok çalışmalıyım.

Ah be dostlar ne eziyetler yapıyoruz bazen kendimize…

Şükürler olsun ki zaman içinde bu yönümü biraz olsun törpüleyebildim. Başkalarının düşüncelerini kendi gerçeğim haline getirmemeyi, düşsemde kendimi şefkatle yerden kaldırmayı, ne olursa olsun vazgeçmeden sadece yapmaya devam etmeyi, hata yapsam da kendime karşı anlayışlı olmayı ne kadar çok tecrübeden ve okumadan sonra öğrendim.

O boş sandalyelere bile konuşamayan ben, şimdi konuşmacı eğitmenliği yapıyorum. Bunu yapabilmiş olmamın tek bir açıklaması yok tabi ki; ama en büyük farkı yaratan bence mükemmellik yanılsamasını fark etmiş olmam ve de iyileştirme çabamdır.

Eğer sizlerde bu ızdırabı hayatınızın herhangi bir alanında yaşıyor ve bunu bir şekilde dindirmek istiyorsanız sizler için birkaç önerimi yazıyorum son olarak.

Öncelikle mükemmeliyetçiliğin gerçek dışı bir kandırmaca olduğunu farketmemiz lazım diye düşünüyorum. Sonra samimiyetle ve dirayetle bunu iyileştirmeye niyet etmemiz. Eğer bu yazıyı okuyorsanız bence artık mükemmeliyetçilik duygumuzun altındaki yetersizlik ve değersizlik duygularımızın da gitme vaktidir. Size kendi yolunuzda ışık olacak bazı kişileri, kitapları, ritüelleri aşağıda yazacağım. Dilerim yola çıkmış olan her birimiz yanılsamalarımızdan kurtulabilir, kendi karanlığımızın içinden geçip ışığımıza kavuşabiliriz. Ve dilerim yolun bir yerinde aradığımız şeyin aslında sistemin dayattığı mükemmel, kusursuz insan dayatması değil de kendimiz olduğunu en derinde ki zaten mükemmel olan özümüz olduğunu fark ederiz. Biricik mucizevi varlığınıza kavuşmanız dileğimle.

Size kendi yolunuzda ışık olacak bazı kişileri, kitapları, ritüelleri aşağıda yazacağım. Bir kitap ve psikiyatrist önerdim. Gülseren hocanın YouTube kanalı var.

Louis Hay- Pozitif Gücün Büyüsü

David Burn- İyi Hissetmek

Psikiyatrist Gülseren Budayıcıoğlu

Her gün en az 3 dakika meditasyon. Oturup nefesime odaklanıyorum sadece. Düşünceler akıyorlar, aksınlar karışmıyorum. Sessizce akıp bitmelerini bekliyorum. Yaptığım tek şey nefes almak ve nefesi izlemek. Düşünceler birazdan bitecekler. Sonra huzur ve sükunet başlayacak.

Neslihan Canıoğlu

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE