Ho’oponopono Tekniğindeki 4 Kelime ile Hayata Tutunmak

Birkaç yıl önce okuduğum Hawaii kökenli bir teknik vardı; ismi Ho’oponopono idi. Joe Vitale‘nin Zero Limit kitabında Hew Len isimli bir üstad akıl hastanesindekilere şifa vermek üzere görevlendirilir.

Bu hapishane ülkenin en büyük akıl hastası suçlularının yattığı bir akıl hastanesiymiş ve ıslah için daha önce gelen psikologlar başarılı olamamışlar. Sürekli kavga gürültünün çıktığı huzursuz bir yermiş. Hew Len, gittiğinde farklı bir yöntem uygular ve mahkumlarla görüşmez. Bana onların dosyalarını getirin der. Her bir mahkûmun dosyasını açıp bir şeyler tekrarlar. Günlerce bu sürer. Bir süre sonra hapishanede suç oranı azalmaya başlar ve neredeyse biter. Hastane müdürü ne yaptığını sorar. Üstat da der ki; hayatta hiçbir şeyi benden ayrı görmüyorum. Onların işledikleri suçlarda benimde payım var dedim ve herkesin dosyasına geldiğimde şu cümleleri söyledim;

Seni seviyorum,

Özür dilerim,

Lütfen beni affet,

Teşekkür ederim.

İşte bu teknikle Hew Len suçluları iyileştirir. Sadece hastanede değil, dışarıda da gözüyle tanık olduğu her olumsuz şeyde bu 4 kelimeyi tekrarlar. Onlar için yardım edebilecekse eder, ama her halükarda içinden bu kelimeleri tekrarlayıp hayatı şifalandırmaya çalışır.

Dinimizde de bu yok mudur? Bir sorun görünce önce elinle engel olmaya çalış, mümkün değilse dilinle engel olmaya çalış o da mümkün değilse içinden dua et. Olumsuz bir durumda ilk anda öfke ile zalim olan tarafa beddua edebilirsiniz. Ancak hemen arkasından Allah ona da hidayet versin demeniz gerekir. Baskın olan hayır olan olmalıdır. Bildiğiniz gibi şükür şükrü, şikayet şikayeti çoğaltır. Bu kuralı akıldan çıkarmamalı.

Şimdi gelelim, Nasreddin hoca ile Ho’oponopono tekniğinin bağlantısına. Önce fıkrayı hatırlayalım;

Bir gün kahvehanede otururken birisi Nasrettin hocaya demiş ki;

– Gördün mü az önce bir tepsi baklava geçti önümüzden demiş.

Nasrettin hoca da;

– İyi de bana ne, demiş.

Sonra adam devam etmiş;

– İyi de baklavalar size gidiyor.

Nasrettin hoca cevaplamış;

– İyi de sana ne demiş.

Gözümüzün önünden nefsinizin ilgisini çeken pek çok konu ile ilgileniyoruz ve üstelik bunu başkalarına anlatmak için de zaman ayırıyoruz. Oysaki asıl ilgilenmemiz gereken şeyler başkalarının yolunda giden işi değildir. İhtiyacı olana koşmak, destek isteyenin yanında bulunmaktır asıl marifet. Bizler sorun olunca başımızı çevirip görmezden geliyoruz. Yolunda normal giden bir şeyi ise merak ediyoruz. Nasrettin hoca buna dikkat çekiyor.

Ho’oponopono tekniğinde de yolunda giden şeyleri görünce özür dilerim, lütfen beni affet demiyor. Yolunda gitmeyen şeyleri gördüğünüzde örneğin TV’de bir şiddet haberini duyduğunuzda, buna bendeki şiddet isteyen tarafım da katkıda bulunmuştur. O nedenle o olaya beni affet diyoruz. Toplumda olan negatif olaylarda hepimizin az veya çok suçu vardır. Sevgisizlik, değersizlik ve yetersizlik duygusu en dipteki kök inançlardır. Bunların oluşmasında hepimizin katkısı olduğu gibi temizlenmesinde de hepimizin yardımı gerekir.

Gürdal Öztürk

Dünyalite

Affetmek: Herşey İçimizin Dışarı Yansıması
En Büyük Yanılgı: Beklentileriniz
Regresyon Terapisi Nedir? Bilinçaltı Temizliği Nasıl Yapılır?
4 Anlaşma ile Hayatı Dönüştürmek
Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE