Zihinsel Hijyen ve Zihinsel Bağışıklık

Kendimizi hastalıklardan korumaya ekstra çaba sarf ettiğimiz şu dönemde hijyen daha önce hiç olmadığı kadar güçlü şekilde gündemimizde yerini aldı. Elimizi, yüzümüzü ve kıyafetlerimizi temiz tutmak en önemli meselelerden biri haline gelirken bir yandan da bağışıklığımızı nasıl geliştireceğimizi araştırır olduk. Peki bedenen bu kadar hassas hale geldiğimiz hijyen ve bağışıklık meselesi zihin boyutunda da aynı şekilde öneme sahip olabilir mi?

Bu konuda yapılmış yüzlerce bilimsel araştırmayı uzun uzun inceleyebiliriz ama kendi içimizde ufak bir araştırma yapmadığımız müddetçe kendi sistemimizdeki mekanizmayı çözebilmemiz yine de güç olacaktır. ‘Zihinsel hijyen’, zihnimizi ne kadar temiz yani olumlu ve yapıcı bilgilerle donattığımızın değerlendirmesidir. Zihnin sahip olduğu bilgi ve o bilgilerin oluşturduğu düşünce hazinesinin, bireyi hayattaki sıkıntılara karşı ne kadar bağışık yani ne kadar güçlü bir halde tuttuğu ise ‘zihinsel bağışıklığın’ ifadesidir.

BİLGİLENMEK AMA NASIL?

İnsanoğlu bilinmeyenle karşılaştığı her aşamada önünde iki seçenek vardır: Rasyonel davranıp mümkün olduğunca en doğru bilgiye ulaşmak ve bu bilgiyi kendini korumak için silah olarak kuşanmak ya da duygusal davranıp önüne çıkan bilgi yumağından mevcut psikolojisine uyumlu dataları seçip bunlarla endişe veya umarsızlık oluşturmak.

Yaşadığımız süreçte bu üç tip davranışı : rasyonellik, endişe oluşturma ve umarsızlık/kayıtsızlık sergileme şeklinde açık ve net ayrımlarla kendimizde ve çevremizde gözlemliyoruz. Etrafımız, haberleri rasyonel bakış veya endişe gözlüğü ile takip edenler ya da tamamen kayıtsız kalıp hiçbir haber takip etmeyen hatta haber dinlemenin bağışıklığını düşürdüğünü iddia eden insan modelleri ile çevrilmiş durumda ve kendimiz de aslen bu üç tipten biriyiz.

Rasyonel yaklaşım doğru bilgiye ulaşımla doğru tedbirleri getirirken; duygusal yaklaşım modumuz düşükken endişeyi, kendimizi daha yüksek hissettiğimiz anlarda da anlamsız bir kayıtsızlığı getiriyor. Şunu unutmayalım ki, zihinsel hijyen için rasyonel bakış açısı şarttır. Endişe ve kayıtsızlığın getireceği olumsuz sonuçlar uzun vadede zihnimizi daha fazla düşünce atığıyla dolduracak ve zihnimizde temizlenmesi gereken öğeleri döngüsel olarak yenileyecektir.

Rasyonel bakış açısını muhafaza edebilmek ve zihinsel hijyeni sağlayabilmek için, edindiğimiz veya maruz kaldığımız her ‘bilgi/haber’ ile karşılaştığımız anda kendimize sormamız gereken bazı sorular şunlardır:

*Edindiğim bu bilgi kesin ve net bir bilgi midir?

*Bu bilgi güvendiğim bir kaynaktan mı edinildi?

*Bu bilgiyi çapraz sorgulama ile teyit edebileceğim başka bir (güvenilir) kaynak mevcut mu?

*Bu bilgiye ben kendim mi ulaştım yoksa bu bilgi bana sunuldu mu veya bu bilgiye maruz mu kaldım?

*Bu bilgi eğer bana sunuldu ise bu şekilde sunulmuş olmasının ardında yatabilecek farklı bir motivasyon olabilir mi?

*Bu bilgiyi kimler destekliyor ve kimler şiddetle karşı çıkıyor?

*Destekleyen ve karşı çıkanlar arasında denge mevcut mu yoksa bir taraf üstünlük sahibi mi?

*Bu bilginin, benim hayatımda kendimi korumak adına aksiyonel bir açılımı mevcut olabilir mi yoksa bu bilginin benim hayatım adına elimden gelebilecek aksiyonel bir açılımı zaten yok mu?

*Bu bilgi bana olumlu mu olumsuz mu hissettirdi?

*Bu bilgi mevcut yaşam davranışlarımda bir değişiklik sergilememe yol açabilir mi yoksa davranışsal boyutu olmayan sadece zihni meşgul etmeye yönelik bir bilgi mi?

*Bu bilgiyle kaçıncı kez karşılaşıyorum veya ona maruz kalıyorum?

*Bu bilginin ve açtığı tartışma zemininin önümüzdeki altı ay veya bir yıl içinde devam etmesi olası mı yoksa çok kısa sürecek bir bilgi akımı mı?

Tüm bu soruların cevaplarının ortaya koyduğu tablo, bize edindiğimiz bilginin zihinsel hijyen anlamında fayda, nötr alan veya zarar sağladığına dair bir sonuca ulaşma imkanı sağlar.

ZİHNİMİZİN FON MÜZİĞİ: TEKRARLAYAN DÜŞÜNCELER

Bilinmeyenin, yukarıda bahsettiğimiz ufak zihin egzersizi sonucu değerlendirilerek, an itibariyle net ve rasyonel bir ‘bilinen’ haline gelmesinden sonraki adım, zihnimizde bu bilinenin ‘ne kadar süreyle’ ve ‘ne hacimde’ yer kapladığının gözlenmesidir. Yani, edinilen bilgi endişe (vesvese) veya kayıtsızlık oluşturmadan sistemizce rasyonel bir doğru kabul edilip zihin alanımıza alındıktan sonra biz bu bilgiye hangi sıklıkla ve ne gibi bir baskınlıkla başvuruyor olacağız, bunu değerlendirmek zihin hijyeni için hayati öneme sahiptir. Uzun süreli ve yüksek hacimle zihni meşgul eden bilgiler zihnimizde adeta bir fon müziği yerini tutar ve alacağımız kararları, davranış motivasyonlarımızı ve yaşayacağımız sonuçları dolaylı olarak etkiler.

Bu konuda en rahat anlaşılır örnek ‘aşık zihin’ durumudur. Yoğun aşk durumunda, zihnin fon müziğinde bu aşkın verdiği iyi hissiyat net şekilde duyulur. Aşkın verdiği pozitif de olsa ‘yanlı’ bakış açısının ancak zihindeki fon müziği durulduğunda anlaşılabilmesi işte bu ‘tekrarlayan düşünce’ olgusuna açık bir örnektir. Tekrarlayan düşünceler alttan alta zihni domine eder. Edindiğimiz birbirini destekleyen rasyonel bilgiler de, işte bu mekanizmayla, bizde yarattıkları etki derecesine göre zihnimizde ‘yanlı’ bir alan oluştururlar. Tekrarlayan düşünce kümeleri her konudaki tavrımıza etki ederler. Zihin hijyenini doğru şekilde sağlayabiliyor olduğumuzdan emin olabilmek için bir yandan da tekrarlayan düşüncelerimizin neler olduğunu iyi tespit ediyor olmamız gerekir.

Örnek olarak, sürekli kötüleşen ekonomik durum ile ilgili olarak edindiğimiz rasyonel bilgiler, zihnimizde kolayca tekrarlayan düşünce formatına dönüşebilir ve biz aldığımız tüm finansal kararlarda bu ‘yanlı’ bakış açısı ile zaman zaman yanlış ve zorlayıcı kararlar da alıyor olabiliriz. Pompalanan negatif ekonomik veriler, pek çok kaynaktan teyit edilerek zihne rasyonel ve net bir bilgi halinde yerleştiğinde, bu ‘veri’ zihnimizde çalan düşünce plağına nakşedilmiş olur ve karar dönemeçlerinde hep bu veriyi göz önüne almak durumunda kalırız.

Bu nokta, bizi zihinsel olarak umutsuzluğa ve çaresizliğe sürükleyerek zihinsel bağışıklığımızı düşürebilir ve hayatımızın diğer alanlarında da zincirleme olumsuzluklara neden olabilir. Tekrarlayan düşünceler ve düşünce kümeleri, işte bu şekilde zihinsel bağışıklığımız üzerine olumlu veya olumsuz yönde etki ederek, dolaylı yoldan geleceğimizi şekillendirme gücüne sahiptir.

Oluşturduğumuz zihinsel fon müziğini yani bağışıklık ve hijyen durumumuzu sık sık denetlememiz, hayatta gitmek istediğimiz yönden saptığımız durumlarda bizi yolumuza tekrar geri döndürmek için faydalı olacaktır. Zihinsel bağışıklığımızı güçlü kılmak için, tekrarlayan düşüncelerin bizi sıkıntılara karşı dirençli ve motivasyonu yüksek bir ruh haline sevk ediyor olması önemlidir.

Tekrarlayan düşünceleri analiz etmek ve onları takıntıya dönüştürmeksizin sağlıklı seviyede tutmak için kendimize sormamız gereken bazı sorular şunlardır:

*Edindiğim ve zihnimde tekrarladığım bu bilgi/bilgiler bana güç veriyor mu yoksa kendimi daha güçsüz ve çaresiz hissetmemi mi sağlıyor?

*Bu bilgi/bilgiler ışığında geleceğime olumlu yön vermek adına atabileceğim bir adım var mı, bu bilgiler bana hedeflerime yönelik bir mesaj verme niteliği taşıyor mu?

*Bu bilgi/bilgiler üç yıl sonra hala benim hayatımda önemli bir data olmayı sürdürecek etkide mi yoksa sadece kısa bir süre mi hayatıma etki edecek? Bu etki süresi, gerçekten güçlü kanıtlarla desteklenmiş bir şekilde mi bana sunuluyor (çünkü geleceği kesin olarak aslında hiç kimse bilemez) ?

*Kararlarımı verirken zihnimde tekrarladığım bu bilgi/bilgiler bende ne derece ‘yanlı’ bir tutum oluşturuyor?

*Bu bilgi/bilgileri sadece doğrudan etkidikleri alanlarda mı dikkate alıyorum yoksa tekrarlayan bu düşünceler pek çok alanda kararlarıma yön verme eğilimi gösteriyorlar mı?

*Bu bilgi/bilgilerin bende oluşturduğu mod/ruh hali günlük işlerimi yürütmemde ‘olumsuz’ veya ‘yanıltıcı şekilde olumlu’ bir motivasyona neden oluyor mu?

*Bu tekrarlayan düşünceleri zihnimden uzaklaştırmak yönünde bilinçli bir çaba göstermeme rağmen, belli bir süre sonra tekrar zihnimde beliriyorlar mı? Tekrar belirme durumunda etkileri daha impulsif ve güçlü olma eğilimi gösteriyor mu?

*Bu bilgi/bilgilerin oluşturduğu tekrarlayan düşünceleri ani bir şekilde terk ettiğim zaman can sıkıntısı veya yoksunluk hissi çekiyor muyum? Ne kadar süreliğine bu düşüncelerden sıkıntı hissetmeden uzak kalabiliyorum?

Tüm bu sorulara verilen cevapların irdelenmesi, ne derece kuvvetli bir zihinsel bağışıklığa sahibi olduğumuzu ve zihinsel işletim sistemimizi ne kadar sağlıklı bir işlerlikte tuttuğumuzu tespit edebilmek adına bizlere önemli bir yol haritası sunacaktır.

Ece Öngeldi

Dünyalite

Düşünce Yönetimi ile Problemlerdeki Zinciri Kırmak
Online Hayat Offline Zihin
Bolluktan Gelen Darlık
Paylaştıkça çoğalır.

Zihinsel Hijyen ve Zihinsel Bağışıklık” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE