Higgs Bozonu ile Evreni Anlamak: Tanrı Parçacığı

Ateş kaç kilodur? Yada bulunduğunuz ortamdaki ışığı bir yere sığdırabilmek için ne kadar bir alana ihtiyaç vardır? Bir yıldırımı çekmek için kaç araba gerekir?

Ortaokul dönemlerinde fizik dersinde çok basit madde hallerinden bahsedilir. Katı, sıvı ve gaz. Lise döneminde ise bir madde daha eklenir. Bilim adamları tarafından plazma denilen bir madde daha bulunmuştur. Ancak sadece 3 hali incelenir.

Son dönemlerin en büyük fizik olayı higgs bozonu özelliklerini içeren bir parçacığın bulunmuş olmasıdır. Maddenin kütlesini sağlayan şey higgs bozonudur. Bu durumda higgs bozonu olmayan bir atomda kuarkların nasıl kütlesi olmaz? Oradalar fakat orada değiller. Çünkü orada olduklarını kütlesel olarak ölçebileceğiniz bir araç bulunmuyor.

Bir maddenin higgs bozonu yoksa yani kütlesi yoksa madde ne gibi bir durumda bulunur? Ateş, ışık, yıldırım, alfa, beta, gama ve radyo dalgalarının hiçbirinde kütle olmadan bu alana yayılmıştır. Peki bu alanların neresinde bulunurlar? Her yerde…

Frekans, dalga dediğimiz bu şeyler mekandan bağımsız olarak hareket ederler. Fakat var olan mekanlarda yayılım alanları vardır. Şu an kablosuz modemden çıkan bu dalgalar sadece 3 boyutlu alanda yorumlanabildiğinde film oluyorlar. 4 boyutlu alanda anlamsız şeylerdir.

Işık, hem parçacık hemde dalga özelliği gösterir. Bir yüzeye çarpmadan önce dalga formundayken, çarptıktan sonra dalga kütle haline geçer. İlk gelen ışık dalgası kütle haline geçerken yüzeyin manipülasyonuna uğramakta ve bu nedenle dalga boyu değişerek yansıyan dalga farklılaştığı için biz renkleri görebilmekteyiz. Bu durumda 2 dalga, 2 ışık demeti arasındaki uzaklık nedir? Işık parçacık özelliğindeyken o kadar az, ince yer kaplar ki, tüm o ışık kaynağı (ampul, fener, güneş vs.) yanınızda olsa %99,9 unda aslında ışık çıkmadığını görürdünüz. Kızılötesi dalgalarda aynı şekilde çok küçük yer kaplarlar. Geri dönen bilgi asla var olan bilgiye yaklaşamaz.

Zaten elimizde %99,9’unu kesinlikle göremediğimiz bir evren var. Gördüğümüz %1’lik alan ise 3 boyutlu bir kısım. Yani higgs bozonunun oluşturduğu alan sayesinde ölçtüğümüz ve beynimizin yorumladığı bir kısımdır. Başka bir kuark parçacığının alanını yorumluyor olsaydık evreni daha farklı bir şekilde görecektik.

Şizofren tanısı konmuş hastalardaki epifiz bezi sorunları vücutlarında bulunan normalin üzerindeki DMT seviyeleri de onların evreni daha farklı yorumladıklarını gösteriyor. Onların bu evrene baktıklarında sizden daha farklı şeyleri görmeleri bu sebepledir. Bizim evrenimizi görmezler. Onlar başka bir şeyler görüyor diye hastaneye yatırıp bağlarımızı kesmeye çalışırız.

Dünyadaki insanların en büyük arzularından bir tanesi uzaylıların varlığına inanmak ve onlara ait kesin kanıt görmek istenmesidir. Daha kendi ırkının bile stabil bir biçimde bu evreni tek bir yorumlama biçimi yokken uzaylılar geldiğinde ve onları sizin gibi yorumlamadığını gördüğünüzde vereceğiniz tepki ne olurdu? Bu uzaylılar aslında dünyanın olmadığını söylese, 3 boyutlu düzlemlerde çalışmadıklarını söyleseler ne olurdu?

O kadar bencil, egoist bir ırka sahibiz ki elimizde bilimsel kanıtları olan olaylarda bile sosyolojik açıdan insanları dışlayıp sevgiden uzaklaşıyoruz. Uzaylıların gelip bize bir şeyleri anlatacağını hak ettiğimizi düşünüyoruz. Biz daha kendimizle anlaşamıyoruz. Biz daha tek bir şekilde evreni, 3 boyutlu bir şekli yorumlayamıyoruz.

Peki hatayı nerede yapıyoruz? Çözümü nedir?

Belkide yorumlamayı bırakmalıyız.. Teslim ol…

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE