Öz’e Dönüşün Tam Zamanı

An’da kalmaya bu kadar zorlanmamıştı insanoğlu. Siz An’da kalamıyorsanız ben sizi An’a kilitlerim ki, içinizden dışarıya neler yansıyor bir izleyin.

Tam da zamanı işte. Ben’e dönme, ÖZ’ünü bulmaya zorlanıyorsun. Bu döngüden kendini bularak çıkacaksın.

O kadar kuvvetli akışlar oluyor ki. Işık bedenler yenileniyor, kristal bedenlere geçiş sağlanıyor.

DNA’lar değişiyor, sen değişiyorsun. Yemenden içmene, dünyaya bakışına, algından, algılanmana, arkadaşlık, aile ilişkilerinden, toplumsal, politik, dinsel normlara ait her şey alt üst oluyor. Yalan tarihin yeniden yazılıyor. Sana anlatılan yalanlarla büyütüldün, uyutuldun. Kendi kendine bulman istendi, bulamadın. O zaman…

Olması gerekliydi. Olması gereken oluyor.

Bu geçişte sen neredesin? Algoritmanın yalanlarıyla dolu intikam ve şikayet odalarında mı? İçe yolculuktaki tek başına sorgulama, değişim ve dönüşüm yolunda mı? İnsanlığı ne yok edecek odasında mı? İnsanlığımızı nasıl evriltebiliriz, bu sefer yıkıp, dökmeden nasıl Gaia’amla, evrenle uyumlu ilerleyebilirim mi?

Seçimini yap artık insanoğlu. Virüs gittikten sonra aynı yıkıma devam mı? Babil’in kulesi gibi ayrılmaya…

Yoksa DNA’nda kayıtlı geldiğinle yeni mühürleri açıp, artık yepyeni bir medeniyeti yaratmak mı? Önce içindeki Babil’in kulelerini tek tek yıkarak. Önce içini arındırıp, yıkayarak. Sadece ellerini değil, ruhunu tertemiz ederek.

Işık bedenlere geçiş ışık ruhlarla…Aç artık ruhunu…Kırılgan ol, sevmek kırılmaktır bazen, affedici ol, şefkatli ol. Ruhunu olduğun gibi açmaktan korkma. Sana dokunamazlar artık.

O dönem bitti. Dönem, ruhunu korkusuzca açan, ruhunu sonsuz paylaşan, bariyerlerini, sınırlarını yıkanların dönemi. Sen içindeki o görünmez sınırları sil ki, dünyanda, yaşadığın coğrafyadaki sınırlar da silinsin.

Unutma, ayrı toprak, tek gökyüzü paylaşılan…

Günlerdir aklımda. Bu zor zamanda işinden olanlar, işi azalanlar, stok yapmayı bırakın, akşamdan akşama ihtiyaçlarını karşılayanlar.

Alışverişe indim. Mahalle, çarşı kedi ve köpek dolu. Bu esnaf giderse kim bakacak bu canlara diye düşündüm. Hadi ben kapımın önündeki canlara bakarım, komşum bakar da…

Komşum demişken. Sitenin güvenliğine gittim bugün. Sitede yaşlı olup, yardıma, alışverişini yapacak insana ihtiyaç duyan varsa telefonumu verin diye. Yalnız komşum varsa arayayım, bileyim. Şimdiye kadar sormadığım kabahat öyle değil mi?

Zamanın ibresi, içe dönmeyi ve bireyselleşmeyi gösterse ve hatta zorlasa da (bu da planın bir parçasıdır, direnin), zaman aslında birleşmenin, paylaşmanın, yardımlaşmanın zamanıdır.

Bu zor zamanlardan çıkacağız. Tek tek bireyler olarak değil, el ele yardımlaşan bir toplum olarak. Her ne gelecekse gelecek. Kimimize gösterildi, biliyor ve susuyoruz (susmak zorundayız).

Biliyoruz ki, her yaratılan senaryoya karşı alternatif senaryolar var ve o senaryolar bizim elimizden çıkacak. Bunun için buradayız. Yolu açmak için. Kolektif bilince sevgiyi, paylaşmayı, yeni üretim ve tüketim alternatiflerini anlatmak için.

Sistem değişecek evet. Buna hazırlanıyoruz. Var olan modern kölelik sistemini iyiye doğru evriltmek bizim elimizde. Kolektif bilincin çarkından çıkıp, alternatif sistemleri yaratmak.

Sistemi iyiye doğrultmak. En güçlü olan kazanırdan, hırs ve gözü kanla bile doymayan sistemden, paylaşan, birlikte üreten, çiftçisine, meracısına iyi bakan, kooperatifler kurup, halkına en uygun ve eşit olarak dağıtan sistem. Belki ana sistem buna direnecektir. Son çırpınışlarını yaşıyor zaten. Bu gelen virüs arkasından geleceklere bizi hazırlamak görevini görüyor.

O zaman bizler kuracağız o köyleri. Türkiye’de çiftçi nüfusunun %6’ya düştüğünü biliyor musunuz? Bu ne demek? Her 100 kişiyi 6 kişi doyuruyor.

Şimdi şehirlerde kurduğumuz, nefes alamadığımız o hapishanelerden çıkacağız. Doğaya döneceğiz. Kolektif üretmeye, birbirimize destek olarak ayakta kalmayı öğrenmeye.

Ortak alanlar yaratacağız. Yaratmak için. Yarattıklarımızı eşit derecede dağıtmak için.

Doğamıza sahip çıkacağız. Bize her zaman veren, küsmeyi bilmeyen Gaiamıza sahip çıkacağız.

Hayvanlarımıza sahip çıkacağız. Çocuklarımızdır onlar bizim. Nasıl Gaiamıza manyetik olarak bağlıysak onlara da bağlıyız kalpten. Kalbinizi görür hayvanlar bilir misiniz? Meleklerin enerjisini taşırlar. Meleklerin enerjisini getirirler oldukları alana.

Ve en önemlisi insanlığımıza sahip çıkacağız. Kaybettiğimiz değerlerimize. Ego, gurur, hırsla koştururken göremediğimiz küçük mutluluklara döneceğiz. Hayatı yavaşlatacağız. Ailemize, dostluklara, sevdiklerimize önem vereceğiz.

Size yalan söylemeyeceğim. Bundan sonra gelen zamanlar enteresan zamanlar. Zor demiyorum çünkü zorluğu bizim insanlık olarak vereceğimiz tepkilere, davranış kalıplarımıza, aldığımız dersleri unutup unutmayacağımıza bağlı.

Unutanlar olacaktır, bu da planın bir parçasıdır ancak unutanlara hatırlatmak ve unutanları çoğunluk olarak görüp karamsarlığa kapılmak en büyük hatamız olur.

Her ne olursa olsun dimdik ayakta durmak, şifamızı dağıtmak için buradayız. Hepiniz, hepimiz birer şifacıyız. Gücünüzü çağırın ve sahip çıkın. Sahaya inin. Yorulmak ve havlu atmak için çok ama çok erken. BİR’likte çıkacağız bu döngüden. BİR’likte yaratacağız yeni dünyayı.

O izlediğiniz apokaliptik filmlerin kahramanlarısınız şu an. Hangi kahraman olacağınızı seçin. Felaket geldiğinde panik olup, ilk dökülen dalgadan mı? Kıyameti yaratanlara kafa tutan ve BİR’lik olup, onların senaryosunu alt üst eden mi?

Sevdiğim bir arkadaşım hepimiz Neo’uyuz demişti. Ne kadar doğru. O zaman Neo’lar iş başına. Zaman, onların, virüsün, ekonomik darboğazın, 5G’nin, dijital köleliğin zamanı değil.

Zaman sizin yaratımlarınızın zamanı. Sevgiyle ve aşkla.

Mitakuye Oyasin – We are all ONE 

Pia π

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE