Bir Arınma Yöntemi: Güzel Anıları Vurgulayarak Anlatmak

Nowhere = Now here… Acılarınızı, dertlerinizi tekrar tekrar paylaşıp, anlatıp canlı tutmayın, özellikle geçmişinizde yaşadığınız deneyimleri.

Zaman kavramı yok. Geçmiş ve gelecek şu anda yaşanıyor. Bu mantıkla, o deneyimleri tekrar tekrar anlatıp hem kendi canınızı acıtmanın anlamı yok hem de geçmiş şu an yaşanıyorsa siz o gerçekliği birebir canlı tutuyorsunuz. Alternatif evrende siz o deneyimi yine yaşıyorsunuz.

Bir önerim var kendimin de uygulamaya çalıştığı. Anlatmayın ya da daha yumuşatarak, güzel anıları vurgulayarak anlatın. Türkiye’ye geldim geleli insanların sorgulama memuru gibi özel hayatlara dan diye girmelerine pek alışamadım (demek ki içimin meraklı, saygısız parçaları onlar, arındırılmaları gerekiyor) ancak geçiştirmeyi veya kendimce daha güzel enerjili cevaplar vermeyi öğrendim ya da vermemeyi. Adı üstünde özel alan. Kanada’da yaşın kaç, kaç kilosun, maaşın ne kadar, kocan, sevgilin var mı, annen baban nerede vs. gibi sorular öyle pat diye sorulmaz. Bir yakın arkadaşım vardı Chad, hiç ailesinden bahsetmezdi, ben de öldüler herhalde üzülmesin diye sormazdım. Bir gün beni Thanksgiving yemeğine ailesinin evine davet edince anlamıştım, aaa ne güzel yaşıyorlarmış diye.

Diyelim sorunlu bir evlilik yaşadınız ve boşandınız. Boşanma süreci de fantastik geçti. Üzerinden de yıllar geçti bu boyutun diliyle. Siz eski eşinizden, sevgilinizden ayrılışınızı nasıl anlatıyorsunuz? Bütün acı ve kırıcı detaylarıyla mı yoksa ikimiz de farklı yönlere doğru büyüdük, bir ağaç olamadık mı diyorsunuz. Zaten ilkinde hem kendinizi hem de karşı tarafı hala affetmediğiniz, ikincisinde ise herkes rolünü çok güzel oynadı, demek ki bu dersi almam gerekiyordu, kendimi de onu da affettim enerjisi var. Dikkatli bakınca ikisinde de bitmiş bir ilişki var ancak aradaki nüansa bakın. İlkinde ne var ne yok döktünüz ve o deneyim bir kere daha canlandı, hem sizin hem karşınızdakinin gerçekliğinde. İkincisinde ise, ayrılmış olduğunuz gerçeği değişmedi ancak o gerçeklik artık o kadar da kötü bir deneyim olarak, ateşi canlı canlı yaşamıyor. Kül oldu, dünyaya karıştı gitti.

İlginç bakış açıma göre böyle paylaşımlarda bulunarak (o anlık ya da geçmiş olay) başkalarının realitesinde sizinle ilgili zavallı, kurban bilincini hatta acı bir realiteyi yaratıyorsunuz. Alternatif evrenlerde sizinle ilgili o realite yaşamaya devam edecektir, o kişinin yaratım gücüyle. Belki siz o olayı çözüp, o süreci atlatacaksanız, yolunuza devam edeceksiniz ancak başka bir evrende sizinle ilgili bu gerçeklik yaşamaya devam edeceği için bu bulunduğunuz gerçeklikte sizi de etkilemeye devam edecektir. Siz de anlamayacaksınız bu sıkışmış, ağır enerji nereden geliyor. Size acıyarak bakan iş arkadaşınızdan, ahh neler neler çekmiş biliyo musun diye paylaştığı insanlardan.

Sevilir karşılaştırma yapmak hatta bak onun deneyimi daha kötü biz halimize şükredelim demek. Ne kadar sığ ve kötü niyetli bir bakış açısı. Işık olsun, şifa bulsun demek yerine başkasının dertlerinden zevk alıp, aman benimki de bir şey mi demek. Kendi arındırılma sürecinizi de atlıyorsunuz bu düşünüş şekliyle.

Bir arkadaşım, başımıza ters bir şey geldiğinde Çin’deki, Hindistan’taki fabrikada çalıştırılan çocuk işçileri düşün ve şükret derdi hatta bir ara Afrika’daki açları düşünün de şükredin söylemi yaygındı. Böyle bir mantık olabilir mi? Kendi realitenizle başka bir realiteyi tartmak ve onun karması ve hayat yolu çok kötü ben bu başıma gelen kötü deneyime yine de şükredeyim demek? Bu çocukların şifalanması, şartlarının iyileştirilmesi için ben ne yapabilirim ya da Afrika’ya kolum uzanmaz ancak ülkemdeki çocuk işçiler için ben ne yapabilirim diye sormak daha güzel değil mi?

Hem siz niye geldiniz ki bu yaşama o zaman? Kendi okulunuzda almanız gereken dersleriniz ve arındırılması gereken olaylar var eğer reenkarne olmuş bir ruhsanız. Yok eğer bir gezegenden gönüllü gelmiş ve ilk dünya deneyiminizi yaşıyorsanız zaten size hiç etki etmeyecektir bu söylem, benim gibi.

Önce arınmaya kendimizden başlıyoruz, ilk sorumluluğumuz kendimizedir. Işığımız içeriden dışarıya yansıyacaktır. Ben arınır ve iyi olursam, ışığımla çevremi aydınlatırım. Çevremde ışık olduğum her ruh da çevresine ışık olur.

Bedenimiz ölümlü olmasına rağmen, bilincimiz ölümsüzdür. Geçmiş ve geleceğimizdeki benliğimiz için frekansımızı yüksek tutarak, meditasyon yaparak kendi kendimizin koruyucu meleğimiz olarak hareket edebiliriz.

Biz, zaman ve mekandan bağımsız, yaratım gücüne sahip ölümsüz ruhlarız.

Zaman ve mekan olmadığı için, benliğimizin eski bir sürümü şu anki benliğimiz üzerinden bizi seyrediyor olabilir. Gelecekteki yüksek benliğimiz ise bizi şu an izliyor ve geçmiş benliğimizdeki bizim başarılı olmamızı umuyor. Kendimizi gururlandırma zamanı şimdi değilse ne zaman.

Mitakuye Oyasin – We are all ONE

Pia π

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE