Fanatizm: Duygu Bağımlılığı

İçinde bulunmaktan hoşlanmadığım duygu durumları var benim de. İlki, fanatizm...

Sevdiklerine fanatikçe bağlanmayı insanın gelişiminden alıkoyduğunu düşünüyorum. Kişi, iş, eşya, bir ritüel… Her ne ise.. İnsan ne yalnızca kendi için doğru olanı sever ne de yalnızca bir tane şeyi. Fanatikçe sevdiğimizde, değişim yahut gelişim kapısını kendimize kapattığımızı asla fark etmeyiz.

Belki çok daha fazla seveceğimiz başka bir yeniyi bulmamıza hatta gizlice bulduğumuz da “artık bunu da çok seviyorum” diyebilme özgürlüğünü de alıyor elden.

Negatif hali de beterdir. Fanatikçe sevmediğini söylemek, o şeye her daim dirençle karşı duracağını hatırlamak, kavganı bitirmemek, enerjini o sevmediğini söylediğin şeye akıtıp dilinden eksik etmeme hali, celladına aşık olmak gibi esaret yaratıyor insanda. Tehlikeli de bulurum açıkçası, fanatik duyguların yanında hep empatinin eksik olduğunu ve hatta süistimalin de hep buralarda olduğunu gözlemlediğimden.

Kendine kapıları açıp, şans vermeye yine kendinden başlamalı insan. Değişebilir, yeni ve farklı şeyleri sevebilir, yakınlaşabilir veya uzaklaşabiliriz hatta tekrar geri dönmeyi de isteyebiliriz.

Önemli olan benliğini, kişiliğini nelerle donattığın, değerlerinle olayların, kişilerin neresinde konumlandırdığındır kanımca.

Özgürlükler buralarda başlıyor ya da bitiyor.

Bağımlı olan ne duygu ne de insan hür yaşamıyor. Bağımlı olunan kişiler için ise “ayrıcalığa alışık olduğunuzda, eşitlik baskı gibi gelir.” sözü geliyor aklıma..

Necla Karahalil

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE