Dönüşümsel Bir Liderin 10 Temel Niteliği

İşletme faaliyetlerinin altında bir değişim yatar.

Operasyonların 4 temel unsuruna göz atalım:

• Liderlik

• Çıktılar

• İş uygulamaları

• İş ritmi

Günümüzde birçok organizasyonda liderlik, hiyerarşik olarak güç ve kontrol tarzında işler, çıktılar çoğunlukla girişimler ve projelerdir, çalışma uygulamaları işlevsel (genellikle silolarda) olur ve çeyrekte ve iş ritminiz durmaksızın çeyreğe odaklanmış durumdadır.

Ancak modern işletmelerdeki iş liderleri, bugünün stratejilerinin yarın yeterli olmayacağının farkındalar.

Yarın rekabet edebilmek için çalışma şeklinize dair yeni bir bakış açısı benimsemelisiniz. Liderliğiniz dönüşümsel olmalı, mesafeler, departmanlar ve işlevler arasında hizmet göstermelidir. Çıktılarınız deneyimlerinize odaklanmalıdır. Çalışma uygulamaları, birlikte çalışan ekipleri ve diğer ekiplerin birleştiği birden fazla grup ile işletme ekosisteminde koordine edilmelidir. Son olarak iş ritminiz çeyrek odağından, sürekli teslim odağına geçiş yapmalıdır.  

Basitçe söylemek gerekirse, modern bir işletim modeline geçiş yapıyoruz. Ve bu yeni bir liderlik şeklini gerektirir. Bu da dönüşümsel liderliktir. 

Başarınız, bu tür bir lider olma yeteneğinize dayanır. Öncelikli olarak dijital ile ilgili değildir. Bu, dönüşüme etkin bir şekilde öncülük etmekle ilgilidir. 

MIT’den George Westerman’ın dediği gibi “Yapay Zeka, robotlar ve nesnelerin interneti gibi yeni teknolojiler hakkında spekülasyon yapmak ne kadar etkileyiciyse teknolojiye odaklanmak da sohbeti tehlikeli bir yöne yönlendirebilir. Çünkü dijital dönüşüm söz konusu olduğunda, cevap dijital değil, dönüşümdür.”

Peki, bu değişimi nasıl yaparsınız?

İşte bu noktaya ulaşmak için somutlaştırmanız gereken 10 temel özellik.

1. Dijital iş krizini anlayın

Satıştan finansa, müşteri desteğine ve daha ötesine kadar nerede çalışırsanız çalışın, büyük ihtimalle süreçlerinizi departmanlar arasında dijitalleştirmek için koşturursunuz. Dijitalleşme para ve zamandan tasarruf sağladığından, şüphesiz takip edilmesi gereken doğru yöndür. İşte bu yüzden Uluslararası Veri Şirketi’ne göre 2022’de dijital dönüşüme harcanan miktar yaklaşık 2 trilyon dolara ulaşacaktır.  Hal böyle olunca dijitalleşme fayda getirse de toplu olarak dijital iş krizi  yeni sıkıntıları da beraberinde getiriyor.

Bu dijital krizde:

• Hız yeni para birimidir. 

• Küresel olarak, ekosistem karmaşık ve coğrafi sınırlar daraldı. 

• Milyonlarca ürün çeşitliliği şimdi norm haline geldi. (Örneğin; nesnelerin interneti ve pazarlama teknolojisi ortamının patlamasına göz atın.)

• Çalışma alanları yüksek hacimli, kısa sprintlerinden oluşuyor ve hepsi paralel olarak çalışıyor.

• Çalışanlar, iş sistemlerinin ağ tabanlı, sosyal ve zahmetsiz olmasını bekliyorlar.

• İş süreçleri, kelimenin tam anlamıyla eksabaytlarca veri ve dijital yapaylıkların sürekli üretimi ile katlanarak karmaşıklaşır.

Kısacası dijital iş krizi, çok fazla yazılım seçenekleri, sonsuz yinelemeler, küresel rekabet, izole edilmiş çalışanlar, iletişimde aşırı yüklenme, aşırı bilgi yüklemesi ve artan teknolojik değişim oranı da dahil olmak üzere dijitalleşmeyle birlikte gelen tüm baskıların birleşimidir.

Dönüşümsel bir lider olmak için bu trendler hakkında bilgilendirilmeniz gerekmektedir. 

2. Modern iş yönetimine odaklanın

Modern çalışma çağında, proje yönetimi ile ilgili bir tespit yeterli olmayacak. Dönüşümsel liderler, proje yönetimi ilkelerini benimsemeleri gerektiğini bilir ve bunları tüm çalışmalarına uygularlar. İş yönetimi de burada devreye girer.

İş yönetimi, tüm kurumdaki iş akışlarıyla ilgilidir. İş performansı sonuçlarında görünürlük üzerine odaklanır. (Görevlere değil). Viasat Proje Yönetim Ofisi Direktörü Scott Shippy’nin belirttiği gibi, “İş yönetimi, projenin ötesine geçer. Her zamanki gibi döngüsel nitelikte gerçekleşen devam eden faaliyetleri içerir. İş yönetimi, kurum içinde gün boyunca işinizi verimli bir şekilde nasıl sürdürdüğünüze odaklanır.”

ADP’nin Teknoloji Çözümleri Baş Danışmanı Josh Blackwood, “Proje yönetimi, belirli bir başlangıç ve bitiş tarihiyle zamana bağlı bir faaliyettir. İş yönetimi, sürekli ve operasyonel faaliyetler etrafında daha fazla odaklanma eğilimindedir.” dedi.

Allianz Partners İş Akışı Sistemleri Mühendisi MaryAnn Erickson, “Proje yönetimi sanatı, işlerin nasıl yapılacağına dair bir plan oluşturmadır- iş yönetimi sanatı bunu gerçekleştirmedir. Bu bir sanattır. Bu sadece bir taktik ya da teknik düşünce değil, ancak bu tür çalışmalarda öne çıkacak bir yaratıcılıktır.” diye ekliyor. 

Projelerden bütün çalışmalara olan bu geniş bakış açısı, özellikle müşteri deneyimleri ve yolculukları etrafında giderek daha fazla dönen iş sonuçlarında olduğu gibi dönüştürücü lider için kritik bir dönüşümdür. 3. Değişim yönetimini merkezi bir rol haline getirin.

Teknolojik değişimin hızı önümüzdeki yıllarda daha da artacaktır. Sonuç olarak, neyin geçici bir heves olduğuna karşın neyin kalacağını anlayabilecek kilit rolde birine ihtiyacınız var. Yazar Rob Liano’nun dediği gibi, “Değişim sizi silmeden önce, değişimi kucaklamanız gerekir.”

Her zaman etraflarında dönen değişime uyum sağlayamayan şirketler, ekipler ve bireyler, bu değişim tarafından ezilme ve demode olma tehlikesi altındadır. Başka bir deyişle, değişmemek bir seçenek değildir. Yuval Harari diyor ki; “Biri size 21. yüzyılın ortasındaki dünyayı tanımlıyorsa ve kulağa bilim kurgu gibi geliyorsa, bu muhtemelen yanlıştır. Ama eğer biri size 21. yüzyılın ortasındaki dünyayı tanımlıyorsa ve kulağa bilim kurgu gibi gelmiyorsa – bu kesinlikle yanlıştır. Detaylardan emin olamayız ancak değişimin kendisi kesin olan tek şeydir.”  

Bu gerçekler göz önüne alındığında, değişiklik yapmanıza yardımcı olabilecek kaynaklara yatırım yapmak her zamankinden daha kritiktir. İşgücü eğilimlerini anlayan uzmanları bulun ve şirketinizi ileriye taşıyabilecekleri pozisyonlara koyun.

Belki de değişim yönetiminin öneminin nereden geldiğinin en etkileyici örneği Domino’s Pizza’dır. Yaklaşık on yıl önce, Domino’s, geniş eleştirileri ciddiye almaya ve ürünü tamamen elden geçirmeye karar verdi. Bu değişiklik nedeniyle, Domino’s 2010’dan 2017’ye kadar en yüksek performanslı hisse senedi haline geldi:

4. Geleceğin işi insanoğluymuş gibi davranın

Metin yazarı Hugh MacLeod, “İnsanlarla, reklam diliyle konuşursanız, suratınıza yumruk atarlar” demekten hoşlanırdı. Bu doğru. Hiç kimse bir amaca ulaşmak için kullanılmak istemez. Bu yüzden, Marketing Rebellion adlı kitabında, Mark Schaefer “en insani şirketin kazandığı” iddiasını ortaya koyuyor. Bunu uygulamaya koymak için Schaefer, şirketlere, diğer şeylerin yanı sıra hayranlarının hayranları olmalarını tavsiye ediyor. Onları hikayenizin kahramanı yapın.” Bu insan hikayeleri, empatik ve özgün bir marka oluşturmak için gerekli olan duygusal seviyedeki potansiyel müşterilerle bağlantılıdır.

İş yerinde ilişkiler gelişir. Gallup, araştırmaları “işyerinde en iyi arkadaşa sahip olmak ile çalışanların işlerinde harcadığı çaba miktarı” arasında sürekli olarak somut bir bağlantı bulunduğunu gösterdi. Özellikle, işyerinde en iyi arkadaşlarına sahip olduklarını “kesinlikle kabul eden” kadınların “başka türlü söyleyen kadınlara kıyasla (%29)“ işiyle meşgul olma ihtimalinin iki katından (% 63) fazla olduğunu bulmuşlardır. Brigham Young Üniversitesi’nden bir başka çalışma, çalışanların daha önce ilişkide bulunmadıkları ekip üyeleriyle birlikte video oyunları oynamaları için rasgele atandıktan sonra çalışan verimliliğinin %20 arttığını gösterdi. Her şeyden önce, teknolojinin ilişkileri incitmek yerine yardım ettiğinden emin olmalısınız. Douglas Rushkoff’ın “Team Human” kitabında yazdığı gibi, “Bizi bir araya getiren herhangi bir şey insanlığımıza teşvik eder. Aynı şekilde, bizi ayıran herhangi bir şey bizi daha az insan yapıyor ve bireysel ya da ortak irademizi daha az kullanabilir hale getiriyor.”

Dijital teknoloji bize hizmet etmeli- bunun tersi olamaz. 5. Geleceğin en pazarlanabilir yeteneklerini bilin.

Birkaç yüz yıl öncesine kadar, hayatınızın her iş gününü muhtemelen tek bir meslekte harcamış olacaktınız: çiftçilik. Avrupa ülkelerinde çiftçi olarak çalışan insanların yüzdesi 1300’lerde bugüne yaklaşık %75’ten, %2’ye düşmüştür. Amerika Birleşik Devletleri’nde tüm mesleklerin %64’ü daha 1850’lerde tarım işiydi. (Bugün %2’dir.) O zamanlar her gün uyanacak ve çiftçilik yapacaktınız- ve muhtemelen artık çalışamayacak kadar güçsüz olana dek bu mesleği yapacaktınız. Yaşam için bir meslek. 

Büro işleri, küreselleşme ve üniversite eğitimi bu normu değiştirdi. İnsanlar bugün aynı işte, kırk yıl önceki insanlardan daha uzun süre kalırken, iş seçeneklerinin neredeyse sıfır olduğu yüz yıl önceki insanlara göre biz hala daha çok iş değiştiriyoruz.

Endişenizi değişim karşısında azaltmak için şunları yapmak istersiniz:

1. Belirsizlik konusunda rahat olun.

2. Öğrenme için şevk geliştirin.

3. Empatiyi somutlaştırın.

4. İşleri halledin ve doğru yapın.

Bunlar geleceğin en pazarlanabilir becerileridir. 

6. Bir iş yönetimi stratejisi olarak minimalizmi uygulayın.

Warren Buffett, “Hayatınızda birçok şeyi yanlış yapmadığınız sürece, sadece birkaç tane şeyi doğru yapmanız gerekmektedir.” demekten hoşlanırdı. Buffett’in bunu söylemekten hoşlanmasının bir nedeni var. Bu felsefe onun maddi varlık içinde bir hayat yaşamasına sebep oldu. 

Kısacası Buffett’in sözünde toplanan felsefe, minimalizmdir. Oysaki maksimalizm, eğer size herhangi bir şekilde yarar sağlayacak her eylemi yapmazsanız, potansiyel faydaları kaçıracağınız korkusu olmadan yaşamakla ilgilidir. Minimalizm ise, en çok neyin önemli olduğunu düşünmek ve sadece bu şeylere etki etmekle ilgilidir. İş durumu raporumuzda, işyerinde %64’ümüz düzenli olarak işlerimizi tamamen yeni bir şekilde nasıl yapabileceğimizi düşünmemizi istediğini söylerken %58’imiz, günlük işlerine gömüldükleri için günlük yapılacaklar listelerinin ötesinde, düşünmek için vakitlerinin olmadığını söylüyor.

Minimalizm, meşguliyetimizi azaltarak düşünme kabiliyetimizi engelleyen şeylerin çözümüne yardımcı olabilir.  James Clear’ın yazdığı gibi, “Verimliliğin her gün daha fazla iş yapmak anlamına geldiğini varsayıyoruz. Bu yanlıştır. Verimlilik sürekli olarak önemli işleri halletmektir. Ve ne üzerinde çalışıyor olursanız olun, gerçekten önemli olan birkaç şey vardır.”

7. Takımınızdaki her bireyin güçlü yanlarının üzerinde durun

Karmaşıklığın arttığı bir çağda, bölümler arası etkileşimde bulunmak her zamankinden daha önemlidir. Sonuçta, mevkiinizde rahat etmek ve devam ettirdiğiniz genel stratejiye odaklanmayı kaybetmek çok kolaydır.

Bu, üstten alta doğru açık bir strateji anlayışına sahip olmayı gerektirir. Bilgi çalışanları, genel stratejinin ne olduğunu ve çabalarının bu stratejiye nasıl uyduğunu çok iyi kavramış olmalıdır. Dahası, stratejinin müdürlerden direktörlere, başkan yardımcılarından yöneticilere kadar bütün organizasyonda tutarlı kalması gerekir.

Aynı zamanda takımınıza tam kadro ayak uydurmanızı gerektirir. Bunu yapmak için ekibinize Discovery Insights, Myers-Briggs’in Tip Göstergesi, DiSC ve diğerleri gibi kişilik tipi testleri yaptırmanızın yararı olur. Bu şekilde, insanların gücünün temelinin nerede yattığını ve onlardan takım olarak yararlanabileceğinizi bir bakışta anlayabilirsiniz. Ek olarak, ekip üyelerinizin güçlü yanlarını anlamanın en iyi yollarından biri, onlara basitçe şu soruyu sormaktır: “Takıma hangi güçlü yönlerinizi katıyorsunuz?” Muhtemelen, en iyisini bilirler. 

Herkes elinden gelenin en iyisini yaptığında, çok daha etkili bir departmanlar arası çalışma alanı elde edersiniz.

8. Duygusal ve rasyonel benliğinizle konuşun

Yazar Jonathan Haidt’e göre (ve Workfront CEO’su Alex Shooter’ın “Done Right” adlı kitabında da yankılandı.) tüm insanlar duygusal bir benlikten (fil adı verilen) ve rasyonel bir benlikten (binici olarak adlandırılır) oluşur. Rasyonel benlik, duygusal benliğe istediği her şeyi yönlendirebilir, ancak fili yönlendirmeye çalışan bir binici gibi, duygusal benlik kendi isteğine sahiptir ve bu yönleri tamamen görmezden gelebilir.

Hepimiz bunu tecrübe ettik. Bir arkadaşımız veya meslektaşımızla anlaşmazlık içinde oluruz ve en iyi çabalarımıza rağmen stres seviyemiz artar. Bizim rasyonel benliğimiz stresi kolayca uzaklaştıramaz. Duygu, en iyi mantığımızın söylediklerinden bağımsız olarak var olur.

Bu nedenle, başarılı bir şekilde projeleri yönetmeyi umuyorsak, duyguları görmezden gelemeyiz. İnsanların neler hissettiğini düşünmeliyiz çünkü duygu, sürücüyü ileri doğru hareket ettiren fildir. Chip ve Dan Heath’in yazdığı gibi, “Değişim işe yaradığında, bunun nedeni liderlerin filin yanı sıra sürücüyle de konuşmasıdır.”

9. Verilerin sizi ezmesine izin vermeyin

Genel olarak konuşursak, dijital çağda karşımıza çıkan sorun veri eksikliği değil. Tam tersi: Çok fazla veri.

Örneğin, İş durumu raporumuzda, ankete katılanların sadece %4’ü daha fazla veri istediklerini söylerken, %13’ünün ise işlerini daha kafa karıştırıcı hale getirecek kadar veriye boğulduklarını söylediği ortaya çıktı. Dahası, ankete katılanların %40’ı iyi verilere sahip olduğunu ancak bununla ilgili doğru kararları almak için mücadele ettiğini söyledi.

Veriler söz konusu olduğunda, her beş kişiden ikisi iyi veriye sahip olduğunu ancak yine de doğru kararı vermek için mücadele ettiğini söylüyor.

İşimi daha kafa karıştırıcı hale getirdiği noktaya kadar verilere boğuluyoruz, daha kolay değil.

İyi bir dataya sahibiz fakat yine de doğru kararı vermek için hala mücadele ediyoruz.

İşimi halletmeme yardımcı olması için hala doğru veri türünü toplamıyoruz.

Topladığımız veriye ve bu veriyle ne yapacağımıza hakimiz.

Daha fazla veri istiyorum!

Kuruluşunuzda mevcut olan veriler söz konusu olduğunda, aşağıdakilerden hangisi çoğu zaman nasıl hissettiğinizi en iyi açıklar?

Bu, minimalizmin önemine geri döndürüyor. En iyi stratejinin giderek daha fazla veri toplamak olduğunu düşünerek asıl amaçtan sapmamak çok önemlidir. Bunun yerine, aradığınız iş sonuçlarını üreten bir iki stratejiye odaklanın ve ardından bunun önceliği için gereken verileri alın. Veri tek başına önemli değildir, onunla ne yaptığınız önemlidir.

10. İşin yapılması için odaklanabildiğiniz yolu benimseyin

Alain de Botton bir keresinde şöyle yazmıştı: “Modern çağın beklenmedik felaketlerinden biri, bilgiye benzersiz yeni erişimimizin, herhangi bir şeye konsantre olma kapasitemizin bir bedeli olmasıdır.”

Bağdaştırabiliyor musunuz? Hiç çalışırken konsantre olmanın zor olduğunu hissediyor musunuz?

Bilinçli Farkındalık Uzmanı (ve Harvard Tıp Okulu danışmanı) Shinzen Young, konsantre olmanın basit bir yolunu özetliyor. Gününüzün farklı saatlerinde gördüklerinizi, duyduklarınızı ve hissettiklerinizi sistematik olarak fark etmenizi önerir.

Bu dönüşümsel bir lider olmanın pratik ve hazır bir yoludur. Kendinize aşağıdaki soruları sorun:

Görmek: Ekrandaki bildirimlerden sürekli bölünüyor muyum? Aynı anda çok fazla açık projem var mı?

Duymak: Açık ofis alanlarındaki konuşmalar dikkatimi dağıtıyor mu? Dinlediğim şey odağımı netleştiriyor mu yoksa azaltıyor mu?

Hissetmek: Açlıktan, sıcak basmasından ya da üşümekten dikkatim dağılıyor mu? Çok mu yorgunum?

Gördüğünüz, duyduğunuz ve hissettiklerinizden sürekli dikkatiniz dağılıyorsa, muhtemelen işiniz daha az etkilidir. Ve yalnız olmayabilirsiniz. Dikkat dağınıklığınızın yüksek ve konsantrasyonunuzun düşük olması durumunda ekibinize ve şirketinize neler olduğunu bir hayal edin. Özellikle konsantrasyon, işin tanımı olduğu için sonuçlar yıkıcı olabilir.

Dönüşümsel liderler çalışmanın derin bir konsantrasyon gerektirdiğini bilirler. Alexander Graham Bell, “Tüm düşüncelerinizi elinizdeki işe yoğunlaştırın,” dedi. “Güneş ışınları odaklanıncaya kadar yakıcı olmaz.”

Başarı, odaklanma yeteneğinize bağlıdır.

Modern Çalışma Dönemi İçin Yeni Liderlik

Yarının liderleri farklı bir seviyede faaliyet gösterecekler. Yolculuklar kapsamında çalışacaklar, deneyimlere odaklanacaklar, küresel düzeyde koordine olacaklar. Bu en iyi on uygulamayı benimseyin ve kurumunuzun ihtiyaç duyduğu dönüşümsel lider olun.

Kaynak.

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE