Kolektif Bilincin Papağanları

Kolektif bilincin papağanları olmayın.

Silkelenin, çıkın o yankı odalarından.

Yaydırılmak istenen ve yayılan frekansa dikkat edin. Siz bu denklemin neresinde duruyorsunuz?

Sağduyu, sabır ve nötr kalabilmek.

Kalpler fokur fokur, zihin bombardıman altında.

Derin bir nefes, nefesle gelen farkındalık.

Neredeyim? Hangi oyunun içine çekilmek isteniyorum? Oyunun oyuncularını iyi tanıyor muyum? En önemlisi benim bu oyunda rolüm ne?

Görevliysem…adıma ne dediğim önemli bile değil. Benden yansıyan ne? Aydınlattığım ne? Karanlığı odağıma alıp, sahne ışıklarını üzerine tuttuğumda, karanlığın tam da istemiş olduğunu mu yapıyorum iyilik ve ışık adı altında.

Benden ne akarsa aksın ben nötr kalabilmeliyim. Ağlarım, isyan ederim…ışık ayarlarıma geri dönmektir görevim. Çünkü benden ne yansırsa…

Kalabalığın en önünde, elimde ışık meşalem onları galeyana getirerek sürüklersem ben kim olurum, kime hizmet ederim? Sarumanın kulesine atlarımı sürersem, onun ateşini daha da mı alevlendiririm?

Peki, atlarımı tam tersi yöne sürüp, ışık meşalemi yemyeşil bir ovaya dikersem. Oradan filizlendirirsem. Saruman da kim? Kolektifin evrensel projesi mi? Yok sayarsam, nötr kalırsam ne olur? Ben buradan frekansımı yükseltirim dersem…

Sahi ne olur? Neler yaratabiliriz? Güzel yarınları yarattık da geldik biz yıldız tohumları…

Bütün bu olanların ve olacakların yaşanması ve yaşatılması gerekiyordu. Siz bunları biliyordunuz, bilerek geldiniz. İnanmayan kalabalığın önüne dikilip Saruman’ın kulesini değil, ışığın yönünü göstermeye…

Kolektif bilincin papağanları olmayın yazdım, anlayana…

Çünkü ben anlamakta zorlanıyorum olanları. Yüzlerden bir avuç insana indik bir anda.

Hasat zamanı diyordunuz ya, asıl görevliler arasında oldu hasat.
Bunu en net biçimiyle gördük son olanlarda, yaşananlarda.

2020 geliyor. İfşalar olacak, politik, dini, sosyal ve coğrafi alanlarda çok büyük değişimler, sallanmalar olacak dedik. Siz bunun için görevli geldiniz ve bu zaman için bunca sınavdan geçtiniz dedik veee…

Daha senenin başında başladı dökülmeye bir bir sevgili ışıklar. İlk panik dalgası onlardan geldi. Nasıl yani hacklendi mi bunlar, nooluyo bu sevgi mesajı verenlere derken, korku ve endişe yayan grubun başına onlar geçtiler ve ellerine ışık meşalesi aldılar utanmadan.

Konuşulan, yazılan, ahkam kesilen ne varsa tersini yapıyor kendini ışık işçisi, şu, bu lordu ilan edenler. Nerede kaldı sevginiz?

Deprem, Corona derken yayılan korku frekansına daha ne büyük katkı yapabilirim diye sordunuz herhalde rehberlerinize? Sahi rehberleriniz, takım arkadaşlarınız, yüksek benliğiniz ne diyor bu duruma? Zihinden kalbe inebiliyor musunuz bu kaosta?

Cevaba gerek yok, en sonunda Suriyeli mültecilerde bitti o BIR’lik bilinci. Yunanistan sınırında atılan gaz bombalarından oğlunu korumaya çalışan babaya, o botla canlı mı geçecek yoksa batacak mı denilen onca insana (insan diyorum insan, milletinin ne önemi var ey ışık işçileri?) kocaman bir ohhh ve defol git mesajları yağdırdınız. Bedduaların en büyüğünü saydınız yas adı altında. İki taraflı ayna olduğunuzu unutarak. Edilen bedduaların katlanarak geri geleceğini bilerek. Sahi, kendinizi ışıkla koruma altına alınca uğramazdı yamacınıza değil mi kötülükler, ettiğiniz beddualar?

Nerede kaldı barış çağrılarınız, evrensel BİR’lik mesajlarınız? Verdigimiz kayıplarla ateş düştü, canımız yandı ancak savaşa girmek midir çözüm ey yüce ışık işçileri, görevlileri, kendinize ne diyorsanız artık. Kana, kanla cevap vermek midir ilk aklınıza gelen. Doğru ya, iki affetme olumlaması yapar, affetme seminerine katılır temizlersiniz vicdanınızı.

Olacak olan olmuştur dedik. Bu ruhlar bu kontratı yapmışlardır. Fedakarlıkları için teşekkür edip, geçişlerine kendi yöntemlerinizle yardım edin dedik. Yok illa yaralar daha büyük ve daha derinden deşilecek.

Peki öyle olsun. Siz bu oyunu oynayın. Ben yokum. O meşhurrrr hadi kıralım matriksi, let’s take the blue pill (mavi hapı alalım) konuşmalarınızdan sonra kurduğunuz hapishaneleri, kendi inşa ettiğiniz matriksi umarım görebilirsiniz bir gün.

Ben o hapishanede yokum, olmayacağım. Ben o kurduğunuz gerçeklikte rol almayacağım. Ben klavye başından değil sahaya inip, ne yapabileceğime baktım ve bakacağım. Adıma da Pia diyeceğim. Nereden ve niçin geldiğini unutmayan Pia.

Bu yolda ne kadar yol alırım, belki pes eder, belki devam ederim bilinmez. Tek bildiğim korku ve nefreti yaymayacağımdır.

Mitakuye Oyasin – We are all ONE

Pia π

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

Kolektif Bilincin Papağanları” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE