Kul’un Zannı Üzerine

“Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.” Hz. Muhammed(sav)

Hayatta her şey kişiye göredir. Cüzi irade de öyledir. Ben kulumun zannı üzereyim diyor. Anlayın ya-Hu. Zann ettiklerinizin ne kadarı cüzi ne kadarı Külli iradeden açığa çıkıyor.

Ben ve diğerleri algısı, Yaradan’ın takdiridir yok edilemez. Bu noktada bir terslik var. Hitap ederken bile diğerlerine hitap ediyorsunuz. Diğerlerini kaldırın hitap edecek kimse kalmaz. Biraz mantık lazım.

Şeyleri kötü gösteren de Allah tır, iyi gösteren de. Her şey Allah nasıl takdir etmişse, öyle meydana gelir. Gerçekte hiçbir hata kusur yoktur. Ancak bu durumlar insan katında kişiden kişiye göre değişir. Hata sadece onu gören gözlerdedir. İnsanın düzeltebileceği tek şey bir başkası değil yine kendisidir.

Dualite olmadan dua olmaz. Hem kul hem Allah tekliğini reddedip, hem de dua belayı defeder diyeceksin. Burada açık çelişki vardır. Kime dua edeceksin eğer kul ile Allah Bir ise!

Teslimiyet, anlık idrak edilen ve hayat denen süreçte yeri geldikçe ortaya konan bir bilinç midir yoksa içinde sürekli oturulan bir saray mıdır?

Allah rasulü ve nebilerinin dahi her daim bu sarayda oturarak hayat sürdüğüne inanmıyorum. Teslimiyet tavrını sergileyebilmek için, o kişinin evvelâ ikilik- dualite yahut şüpheye mâruz kalması gerektiğini düşünüyorum.

Meselâ Hz. İbrâhim, teslimiyetin sembolüdür fakat onun dahi hiç iniş çıkışa mâruz kalmadan performans sergilemediğini düşünüyorum. İnsandı sonuçta! Fakat biz günümüzde eski nebileri ve hattâ günümüz evliyasını bile insanüstü bir varlık olarak görüp gösteriyoruz.

Rasüller tamamen kusursuz, ehlibeytin tümü masum, ashabın tümü güzin ve kirâm, evliyaullah her an mübarek gibi gibi! Oysa öyle mi acaba?

C.Thadess

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE