Anlık Hazlardan Kaçınmak

Toplumsal gücü elinden alınmış bireyler, ve bireysel gücü elinden alınmış bir toplum…

Bu duruma tepki olarak kişinin yapabildiği tek şey, elinde kaldığını düşündüğü tek güç üzerinden saldırı, yani klavye üzerinden aleni zorbalık…

Kendi canı yandığı için başkasının canını yakmaya doğru çıkılan sözde kendini ifade etme sanatı.

İçsel buhranını toplum içinde eritemeyen bireylerin aynı zalim bir hükümdar gibi kendine ters gelen her beylikle savaştığı bir meydan.

O parmaklardan savrulan her ‘’küfür’’ her ‘’boş yapma’’ her ‘’sen ilk önce kendine bak’’ saldırısıyla kişi savaşta öne geçtiğini düşünürken, aslında bu had bilmez zorba eylemlerle saldırdığı kişiyi o özenle koruduğu kalesine, yani iç dünyasına misafir etmiş oluyor.

Başkasına bu şekilde can yakmak için saplamaya çalışan zalim bir hükümdar, iç dünyasında kendi halkına, içindeki karakterlere neler yapmaz…

Can yakmaya savaşa çıkan kişi, kendi mutsuz ve umutsuz iç dünyasından almak istediği intikamı başkasından almaya çalıştıkça, bu tuzağa düşen başka her klavye de bu zalimliğin, öfkenin, korkunun bir parçası haline gelir.

Sonuç; anlık içsel haz, bozulmuş sinirler, yaralanmış duygular, öldürülmüş ilişkiler…

Savaştan sonra, zafer nidaları ile görülme arzusunu tatmin eden hükümdar, ne yaptığından habersiz kendi içinde daha derin bir kaybolmuşluğa doğru evinin yolunu tutmaya başlar.

Biraz gururlu, biraz yorgun, ve hala oldukça mutsuz…

Aslında ‘’beni de görün’’ ‘’ben de buradayım’’ ve belki de en derini ‘’ben de yaşamak istiyorum’’ çığlığıdır hükümdarın duyurmak istediği…

Sana ters gelen bu kişilerin toplumdan hemen yok olmasını istiyorsan, sen de bu hükümdarın başka bir versiyonusun demektir.

Görülmek istiyorsak, ilk önce görmeyi öğrenebilmeliyiz…

Yaşamak istiyorsak, ilk önce öldürmemeyi başarabilmeliyiz…

Dr. İzzet Memi

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE