Dualiteden Çıkmak

Zorlandığınızı ve kavramların birbirine girdiğini biliyorum. Dualiteden tamamen çıkmak mümkün mü? 4., 5. boyut derken ben bunun neresinde duruyorum?

Tam dualiteden çıktım derken yine içine çekiliyorum diye sorgulamalar bitmiyor.

Bitmez de…Normaldir.

Bana sorulan bir çok soruya bugünlerde verdiğim cevap normaldir, olur, olabilir. Tatmin etmiyor tabii bir çok zihni. Zihin zaten kurcalamaya hazır, sürekli kanıt istiyor, görsel istiyor.

Durun bir. Zihni tatmin etme çabanızı bir kenara bırakın. Genlerinize kodlanmış atasal kayıtlarınız, diğer yaşamlardan getirdiğiniz kadim bilgiler hücrelerinizde dolaşıyor, açılmamış bir çok mühürünüz var deyince zihin hadi göster deyip resmini çizmemi istiyor. DNA sarmalı içine tabletlerin üzerindeki yazıları koysam, bakın bilim adamları bunu buldular dersem rahatlayacak, ikna olacak.

Siz zihninizi ikna etmek için uğraşırken ÖZ’üzün size göstermeye çalıştığı büyük resmi kaçırıyorsunuz. Sadece ÖZ’ünüz (Yüksek Benliğiniz) değil, rehberleriniz, sizinle gönderilmiş melekleriniz, ana yuvadaki spiritüel aileniz, galaktik akrabalarınız, gelecekte üstad olmuş olan Yüksek Benlikleriniz, alternatif evrenlerdeki SİZ’ler…daha sayayım mı? Bir de kendinizi yalnız zannediyordunuz değil mi?

Hücrelerinizde uyanmayı bekleyen kayıtları inanmayan zihninizle açmaya çalıştıkça duruyorsunuz. Neden olmadı diye soruyorsunuz?

Kalp alanına inseniz bir, Yüksek Benliğinize sorsanız, o size söyleyecek.

Size de oluyordur; ilk defa okuduğunuz bir bilginin, izlediğinizin size tanıdık gelmesi, biliyordum bunu deyip, onaylamanız. İlk defa duydunuz oysa, nereden biliyordunuz? Bahsettiğim Deja Vu hissi değil sadece. Hücreleriniz hatırlıyor gerçekleri. Atlantis’te, MU’da yaşadıklarınızı. Bizden başka evrenler olduğunu biliyordunuz oysa. Başka galaksilerden geldiğinizi. Bunun ilk yolculuğunuz olmadığını. Alternatif evrenlerde sizden parçalar olduğunu. Bugün ya da yarın almadığınız kararları onun aldığını. Farklı yolları yürüdüğünü. Zaman zaman size rehberlik bile ettiğini. 

Koca bir takım var yanınızda soru sormanızı bekleyen. Hadi sor bana göstereyim sana diyen. Çaresiz değilsin, yardım iste benden diyen. İletişimi kapatan sizlersiniz, onlar değil. Onlar tıpkı Yaratıcı gibi sizi çok seviyor. Sizi yargılamıyor. Neden böyle yaptın demiyor? Çünkü doğru ve yanlış, iyi kötü yargılamaları yok. Tıpkı cezalandırılacağınız cehennemin olmadığı gibi. Sizi bu kadar seven niye cezalandırsın? Mucizelerle, yaratım gücüyle donattığı çocuğunu. Niye onu melekleriyle göndersin? Dersini alamadı yine benim çocuk dur bir tane daha benzeri senaryo yollayalım bakalım alacak mı der yine sizi sever. Sizi sevmeyen SİZ siniz. Kendinizi yargılayan, hükmü de, cezayı da veren.

Onların istediği de buydu başından beri. Sistemlerini bunun üzerine kurdular. SEVGİ üzerine değil. Sistemlerini ayrıştırma üzerine, yargılar üzerine, dualite üzerine kurdular. Şefkatli dişi enerjiyi edilgen hale getirip bastırdılar yüzyıllar boyunca.

Eril ve dişil ayrımı yokken, her ikisinden de eşit derecede içimizde varken.  İşte tam da bu nedenle giydiğiniz kadın-erkek kostümüne aldanmayın. Geçicidir. Ruh ikisinden de barındırır, ruh ayırmaz. Siz neden ayırırsınız ki? Giydiğiniz kostümü de beğenmeyip onların size dayattığı güzellik kriterleri içinde ezilirken hem de.

O zaman gelin bastırılan dişil enerjiyi kurtaralım erili de onurlandırırken. Eril tu kaka değil yanlış enerjilerde sömürülen Erili de kurtaralım. Dişilin şefkatini, yumuşaklığını, direncini, yaratıcı gücünü, sezgilerini, sabrını, soyut düşünme yeteneğini, Erilin kuvvetini, kararlığını, mücadele, üretim ve somut düşünme kabiliyetini onurlandıralım, ortaya çıkaralım. Su gibi uyum içinde aksınlar. Gece olmadan gündüz olmaz, aydınlığı da ister kalp karanlığı da…

Mitakuye Oyasin – We are all ONE 

Pia π

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE