Mutluluk Anonsunu Beklerken

Yıl sonu değerlendirmelerinin yoğunlaştığı ve yeni yıl beklentilerinin şekillendiği şu günlerde bir sabah uyandığınızda bilinmeyen bir yerden gelen esrarengiz bir anonsla irkilseniz ne yapardınız?

“Günaydın sayın  …, ‘hayat performansı değerlendirme komitesi’nden gelen son rapora göre bugün sizin için harika bir gün, hayatınızda her şey yolunda, şu ana kadar yaptığınız tüm seçimler doğru, istediğiniz her şey tam da hayallerinizdeki şekilde gerçekleşmiş durumda, hayatınızda olup olabileceğiniz en iyi durumdasınız, artık mutlu olabilirsiniz, bugünün tadını çıkarın!”

Bahsedilen senaryo bir bilim kurgu filmini çağrıştırsa da, gerçek hayatta yaşananların izdüşümü bu mizansenden çok da farklı değil. Bir çok birey, zamanının yüzde 90’ını bir tek şey için harcıyor: kendi içinde duymayı beklediği “mutluluk anonsu”.

Evet, artık mutlu olabilirsiniz… ama nasıl?

Mutluluğun şartlara ve hedeflere bağlanması, istisnası çok nadir görülebilen, düşündürücü bir insanlık durumudur.

Hedef bazlı mutluluk arayışı içine giren birey, kendini 80’lerdeki video oyunları gibi noktadan noktaya sıçranan ama asla tam puana ulaşılamayan bir sistem içinde bulur:

“Yeni bir gün: haydi zıpla, engeli aş, bonusu kap, işte şimdi biraz mutlusun, devam, zıpla, engeli aş, yeni bir bonus, iyi gidiyor, biraz daha mutluluk, tekrar zıpla, işte yeni bir bonus daha, derken gün bitti, süre doldu, game over. Ertesi gün: yeniden başla, zıpla…”

Bu oyunda mutluluk anonsu hiç bir zaman duyulmaz, çünkü bireyin kendi yarattığı hayat performansı değerlendirme kriterlerine göre, hayatta hiç bir zaman “her şey tam olmaz”. Kendiliğinden oluşan, kısa süreli ve ufak mutluluklar ise peşinden koşulması gereken daha büyük mutlulukların yanında sönük kaldığından gerçek etkilerini tam olarak gösteremezler.

Peşinden koşulması gereken büyük mutluluklar, isteklerin ardına saklanmış durumdadır. İstekler ve istekler elde edildiğinde tam da o noktadan dallanıp budaklanan “uydu istekcikler” asla son bulmaz. Bu, hayatın ve insan olmanın gerektirdiği doğal bir durumdur. İstekleri kısıtlamak suni bir şekilde yapıldığında bireye bir fayda sağlamadığı gibi, ilerleyen dönemlerde, yaşanan ket vurmanın etkisiyle daha da kuvvetlenip bireyi kontrolden çıkarabilir. İstekler doğaldır, istekcikler de. Doğal olmayan ise insanın hayat sistemini isteklere dayalı bir algoritma haline getirmesidir.

İstekler gerçekleşebilir ya da gerçekleşmeyebilir, birey öncelikle kafasında her iki olasılığı da normalleştirmeli ve yaşanan durumu kabul etmeyi bilmelidir.

İsteklerin temelinde aslen idealize edilen kavramlar yatar. Birey ancak kendisi için ideal olduğunu düşündüğü şeylere karşı istek duyar. “İdeal” olma kriterleri birey için an itibariyle belirlenir. Tecrübeler ve ruh durumuna bağlı olarak “ideal” sürekli güncellenen bir kavramdır dolayısıyla istekler de güncellenir. Hatta o kadar ilginç bir sistemle güncellenebilir ki, istek gerçekleştiği anda birey anlaşılmaz bir şekilde artık onu istemediğini fark edebilir, burada konu istenilen şeyin elde edildiği an değerini yitirmesinden ziyade zihinde güncellenen “ideal” kavramıdır.

İdealize edilen ama idealize olduğu haline bir türlü ulaşılamayan: ruh hali, yaşam tarzı, iş, eş veya maddi olanakların, bireyin kafasındaki kontrol listesi ile %100 uyumlu olmasını beklemek hayattaki en uzun bekleyişlerdendir. Kimileri için bu bekleyişler bir şekilde sonlanır, kimileri için ise biri olsa öteki olmaz, bekleyiş her daim devam eder.

Farkı yaratan, bireyin hayatın “bütünüyle idealize olma” fantezisine noktayı koymayı bilmesi ve bazı isteklerin gerçekleşmeme opsiyonunu da normalleştirebilmesidir. 

Hayat yolculuğu, uzun vadede hiç bir birey için cennet (ya da idealize edilen son nokta her ne ise o) değildir çünkü birey dünyada yaşar. İnsan bilincinin elverdiği anlamda anlaşılabilen yaşam ancak dünya şartlarında mümkündür ve dünya cennet ya da idealize başka bir ortam değildir. Bu kabul, kişinin kendi mutluluğu için atacağı büyük bir adımdır. Artılar, eksiler, istekler, beklenen ve beklenmedik olayların döngüsünde devam eden yaşam macerasında, ‘mutluluk anonsunun bir türlü duyulmaması yüzünden mutsuz olmamak’ birey için yapılabilecek en güzel düşünce seçimlerinden biri olacaktır.

Mutlu yıllar!

Ece Öngeldi

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE