Matrix Filmindeki Tasavvufi Felsefe

Eski zamanlarda kendini tanıma ve öğrenme çalışmaları tasavvuf derslerinde 3 aşamada öğretiliyordu.

1- İlmel yakin

2- Aynel yakin

3- Hakkel yakin.

Sinema keşfedilinceye kadar daha çok tiyatro ile yapılan bir aktarım vardı. Bu nedenle çok kısıtılı sayıda kişiye ulaşılıyordu. Genellikle zamanın erenleri ve düşünürleri tarafından bilgiler bizlere ulaşmaktaydı. (Peygamberlerin ilmini ulaştırıyorlardı.) Dünya nüfusu arttıkça iletişim zorlaştı ancak gelişme de sağladı. Özellikle sinema bulunduktan sonra insanlar izleyerek yani aynel yakin olarak öğrenmeye başladılar.

Son yüzyıl içerisinde sır bilgileri ya internetten yada televizyondan öğrenmeye başladık. Birçok spiritüel ve sır bilgiler filmlerin içine gizlenmeye başladı. İster istemez bu bilgiler bilinçaltımıza girmeye başladı.

Şaman inanışında 2.dikkat denilen yani zahir olanın arkasında batın olanı görmeye çalışmak. Özünde tasavvuf felsefesi barındıran Matrix filminde bundan bahsetmeye çalışacağız.

Matrix bildiğiniz gibi üç filmden oluşuyor. Giriş, gelişme ve sonuç diyebiliriz. İnsanların çoğu birinci filmi izlemiştir ama üçüncüyü izlememiştir. Nedeni ise girişi anlamamış olmalarıdır.

İnsanlar filmi sadece görüntüden ve aksiyon sahnelerinden ibaret sanıyor ve öyle algılıyor. Yeni nesil bu tarz filmleri sevdiği için spiritüel bilgiler bilinçaltlarına bu şekilde yükleniyor.

Film en başında dünyaya doğuşu anlatıyor. Işığa doğru bir çıkış var. Daha sonra şehrin kalbi otelini farkettiyseniz film biterken de aynı hotel ve aynı oda 303 nolu kapıda, aynı yerde başlayıp aynı yerde bitiyor.

Başroldaki kızın adı Trinity yani üçleme demek. Trinity polisler tarafından alındığında ilk yaptığı şey sadece teslim olmak. İnsanlar dünyaya teslim olarak başlar. Hz. Muhammedin bir hadisinde dediği gibi “Teslim olanlar kurtuluşa erenlerdir.”

Neo ise, kendini arayan bir yazılımcı olarak karşımıza çıkıyor. Sürekli araştırma ve sistemi çözme peşinde olduğundan farkediliyor. Seçilmiş kişi. Morpheus ise mürşid yani yol gösterici rehber. Kaf dağı ise matrixte Zion denilen yer. Neo’nun kendini bilme çabası ise tasavvufta Aşktır. Eğitimlerin yüklendiği simulasyonlar ise rüyalardır.

Şimdi bu bilgiler ışığında kısaca özetleyelim.

Filmdeki dövüş sahneleri tamamen günlük yaşam mücadelemizi anlatıyor.

Matrix ile telefon kabinini kullanarak iletişim sağlanıyor. O aslında sinir sistemimizi temsil ediyor. Yani beyinle bağlantıya geçebilmemiz için sinir sistemini kullanıyoruz. Her hücre diğer hücreler ile 7 mhz frekansla haberleşir. Sinir sistemi çalışmadığında yani felç olduğunda akapunktur yaptırılır yani baz istasyonu kurduruyoruz, iletişim sağlanınca o bölge iyileşiyor.

Filmde 3 farklı dünya var. İlki bizim gerçek olarak sandığımız dünya, bir uyandığımız dünya var birde makinelerin kendi dünyası var. Burada izlediğiniz gibi uyuyan insanları ile makinelerin bir problemi yok zaten insanlar makineler tarafından yönetiliyor. Esas mesele uyanmış insanlar ile makineler arasındaki mücadeledir.

Burası çok önemli. Şimdiki çocukları sizce kim yetiştiriyor? Makinelerin üçlemesi (cep telefonları, bilgisayarlar, televizyon)

Televizyonu açtığımızda bebeklerin dahi kanalları var. Ebeveynler bilgisayarın karşısına oturtuyor sonra işlerine bakıyorlar. Çocuğa ne tür bilgiler yüklendiğinden haberleri olmuyor.

Matrix de ateş etmek 2.dikkatinde haber demektir. Filmin sonlarına doğru Neo gelen mermileri durduyor ve farkediyorki aslında korkmadığında bu oluyor. Yine sonlara doğru artık korku ajanı ne yaparsa yapsın ondan gelen bilgileri kabul etmiyor ve mermiler düşüyor.

Aslında tüm bilgi kendini tanımaktan geçiyor. Matrix baştan sona kadar seni anlatıyor. Üç ajan yani ajan smith aslında bizim korkularımız, kızgınlıklarımız yada öfkemizi yansıtıyor. Üçüncü ajan ise kaygılar ve üzüntülerimizi temsil ediyor.

En vurucu yeri, sürekli kaçtığı korkularından kaçmıyor. (Korku her kılığa girebiliyordu polis, sokak serserisi, şoför. Yüzlerce ajan yani korkun var) Gemideki kaptan Morpheus diyor ki; Neo artık inanmaya başladı. İnanmaya başlamaya İslamiyet inanışında mümin deniyor.

Her müslüman mümin değildir.” denir.

Kavga esnasında koşarak korku ajanının içine giriyor. (korku ile yüzleşmedikçe ve onun içine girmedikçe onu yenemezsin) ve sonrasında tüm korkularını kendi içinde yeniyor.

Filmdeki ana fikirlerden birisi “Eğer inanırsan her şeyi başarabilirsin.”

Anday Yolaç

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE