Heyecan mı, Telaş mı?

Yaşama heyecanı mı, yoksa yaşama telaşı mı var bizde?

Ne farkı var dersen;

Birinde coşku, diğerinde koşturarak yetişme hali var…

Birinde sürprizlere açık olmak, diğerinde kontrol etme isteği var…

Birinde gülümseme, diğerinde somurtma var…

Birinde dinginlik, diğerinde panik var…

Birinde güven, diğerinde korku var…

Heyecanlanmaya değecek bir yaşamda telaşın yeri olur mu? Veya telaşın olduğu bir yaşamda heyecana vakit kalır mı?

Nereye yetişiyoruz böyle?

Sana başımdan geçen bir hikaye anlatayım, belki katkısı olur;

Kitabım çıkmaya yakın o sürecin hemen geçmesini ve bir an önce kitabımın çıkış tarihinin gelmesini istedim. Bir yandan da içimde telaş, panik ve korku vardı. Acaba neler olacak? Beğenilecek mi? Ne kadar satacak? sorularını düşünmekten ben o sürecin heyecanını yaşayamadım…

Ve yaşamımda ilk kitabım bir daha çıkmayacak. Haliyle ilk kitabımın çıkış heyecanını da bir daha deneyimleyemem. Bitti. Geçti…

Nasıl geçti? Telaşla, panikle ve korkuyla…

Nereye yetişiyordum ki? Biraz tadına varsaydım o sürecin, fena mı olurdu?

Ama anlayamadım o dönemde. Doğru davranışın panik olmaktan geçtiğini düşündüm. Eğer yeterince panik olursam sorumluluğumu yerine getiririm diye düşündüm. Sorumluluğumu bu şekilde yerine getirirsem o zaman içsel olarak huzurlu olacağımı düşündüm.

Yanılmışım…

Asıl huzur, heyecanlamaya değecek anları fark edip, onların sağladığı dinginliği deneyimlemekten geçiyormuş…

Hangi huzur? Zamanın hakkını verebilmenin sağladığı huzur…

Hangi zaman? Ne kadar kaldığıyla ilgili hiç bir fikrimin olmadığı zaman…

E ne kadar kaldığını bilmiyorsak o zaman telaş etmemiz normal değil mi? dersen, ben de sana şunu sormak isterim;

Bu kalan zamanını telaşlanarak mı geçirmek istersin, yoksa heyecanlanarak mı?

Dr. İzzet Memi

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE