Kader Mekanizması Nasıl Çalışır?

Kader ve insanın kendi kaderini yazabilmesi insanoğlunun en çok kafa yorduğu meselelerden bir tanesi olmuştur.

Kimi insan kaderi zincirlendiği bir çerçeve olarak görürken kimi insansa her şeyin tamamen bireyin elinde olduğunu, kaderini istediği zaman istediği gibi yönlendirebileceğine inanır.

Eski öğretiler kaderin statikliğine ve bireyin kader karşısındaki çaresizliğine daha fazla bağlılık gösterirken, günümüz dünyası her gün çeşitli araçlarla kontrolsüz şekilde pompaladığı öz güven, arzu ve hedef faktörlerini empoze ederek bireylerin kendilerini olduklarından farklı bir şekilde görmelerini sağlıyor ve bu bakış açısıyla yeni bir düzen oturtuyor.

Bu iki uç da dünyadaki tüm uçlar ve aşırılıklar gibi doğru bir bakış açısını temsil etmez. Bunu anlayabilmek için öncelikle hayatın muazzam bir sonsuz olasılıklar alanı olduğunu kabul etmek gerekir. 

Bu sonsuz olasılıklar alanı, dünyada gelmiş geçmiş tüm zamanlarda yaşamış, yaşayan ve yaşayacak her birey için ayrı ayrı ama aynı zamanda sonsuz olasılık dahilinde çeşitli noktalarda birbiri ile kesişen veya iç içe geçen muhteşem bir ağdır. Birey hayatta seçimleri ile kaderini belirleme noktasında irade sahibidir fakat söz konusu sonsuz olasılıklar ile ilgili olarak sadece kendi görüş açısı ve isteği dahilinde bilgi sahibidir.

Bir birey ne kendi ne de başkası için sonsuz olasılık matriksi içindeki kombinasyonlar konusunda en ufak bir fikir sahibi olamaz. Sahip olduğunu düşündüğü bilgiler sadece kendi fikirlerinden yani yaradan tarafından onda tecelli ettirilen mesajlardan ibarettir. Kulun ilminin sınırlı olması işte bu demektir.

Yaradan sonsuz ilmi ile gelmiş geçmiş tüm mahlukatın sonsuz olasılıklardan oluşan iç içe veya kesişen ağını “tüm sonsuz olasılık versiyonlarıyla” bilir. Bu sonsuz olasılık versiyonları her saniye bireylerin iradesi ve seçimleri ile yenilenir ve Yaradan bu seçimler itibariyle bireyin sonsuz olasılıklar alanının diğer sonsuz olasılıklar alanları ile anlık pozisyonlanmasına her an müdahil olabilme kuvvetine sahiptir. Daima canlı, diri bir şekilde kaza ve kaderin kontrolü bu sonsuz olasılıklar alanı içerisinde Yaradan tarafından gerçekleşmektedir.

Yaradanın bilmesi bireyin kul olarak bilmekten anladığı şey ile aynı değildir. Bilmek kul için zaman, mekan ve algılayabildiği olasılıklar dahilinde sadece beyinde ve gönülde işlenebilen bilgilerin bilinebilmesi aşamasındadır. Beynin veya gönlün işleyemediği bir bilgi, kul tarafından bilinmesi mümkün olmayan bir ilimdir çünkü bunun için vasıtası yoktur.

Yaradanın ilminde çok farklı boyutta vasıtasız bir bilinç mevcuttur. 

Kader her an kul iradesiyle yapılan seçimler itibariyle dinamiktir ama bu dinamiklik kula göre bir dinamikliktir. Çünkü kulun bilinci bunu dinamik algılar.

Yaradana göre sonsuz olasılıklar alanındaki dinamiklik statiktir çünkü o sonsuz ilim sahibidir ve tüm bu zaman, mekan ve olasılıklar evreni, yaradan için farklı bir bilinç boyutunda ve bu bileşenlerden arınmış durumdadır. İslam’da ki Levh-i Mahfuz kavramı buna işaret eder.

Sonuç olarak insanın kader dediği şey; onun için her an evrilen bir yoldur. İnsan dünyadaki dış faktörleri, mevcut başka iradeleri, doğa olaylarını tamamen kontrol altına alamadığı için kaderini de hiçbir zaman müthiş bir kesinlikle elinde tutamaz ama bu onun hayatıyla ilgili olarak tamamıyla çaresiz ve fonksiyonsuz olduğu anlamına da asla gelmemektedir. 

Ece Öngeldi

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE