İrade: Üstün İnsana Giden Yol

İnsan evriminde en belirleyici etkenlerden biri olan teknolojik devrim, akıl çağı adını verdiğimiz olguda günümüz toplumlarının ilerleyiş biçimlerinde kendi kurallarıyla varlığını sürdürmektedir.

Bu göz ardı edilemez devrim sanal zekayla desteklenen insanoğlunun yüzyıllardır sorduğu birçok soruya somut cevaplar vermesinin yanı sıra doğal seleksiyonla asla ters düşmemektedir.

Nitekim insanın yaşamsal fonksiyonlarını sürdürebilmesi ve günümüz normlarını tabiatına uygun hale getirmesi bu gelişimle paralel olarak devam etmektedir. Ancak ne yazık ki bu durum insanoğlunun sonsuz kaderini belirleyecek bir düzen haline ulaşamayabilir.

Var olan tüm verilerin değerlendirilmesiyle çıkarılacak sonuç yalnızca matematiksel bir denklem olmaktan uzağa gidemeyebilir, zira gerçekliği, eşyanın zihnimize ulaştırdığı yargı üzerinden değerlendirdiğimiz ve hemfikir olduğumuz maddeler evreni, metafiziksel bir düşünsel süreçle harmanlandığında eldeki verilerin hiçbir kıymeti kalmamaktadır.

Bu noktada bir çok felsefî düşünürün ‘iç oluş‘ kavramını özelden yola çıkarak genel bir kıstasa çekme sürecinde karşılaştığı yegâne kavram ‘irade’dir.

Buna göre tüm oluşun temelinde irade yer alır. Bu iradeyi insandakine benzeyen seçim ve isteme hakkı olarak düşünmemekte fayda var.  Nietzsche’nin dilinden örnekleyecek olursak, ona göre yaşam tüm varlıkların merkezi olan güce dönük iradedir yani doğası güce dönük irade olan her şey yaşamın kendisidir. Bu bağlamda şekillendirici güçlerin çarpıştığını düşünebiliriz.

Acı yaşayan her şey aslında yaşamak ister” sözü bu iradenin aforizması sayılabilir.

İrade konusunda sorulacak sorular bizi bir adım ileri mi götürür yoksa geri mi bilemediğimiz için batı metafiziğinin iyi anlaşılması gerektiği kanaatindeyiz.

Zira bu sorulara safiyâne düşünce ile cevap bulmuş felsefeciler ile modern bilim insanları arasında evrimsel bir süreç farkı olduğu gerçeğini gözden kaçırmamak gerekiyor.

Uzaklığını hissettiğimiz tüm gizem uzak olan olgunun yakınlığından kaynaklanmaktadır. Bu durum ortaya özlem duygusunu, dolayısıyla tasavvufta ve diğer tüm öğretilerde ulaşılmak istenen en yüce hisse tekabül etmektedir.

Mühim olan sorular, uzaklığını bilmediğimiz ancak yakınlığını hissettiğimiz düşünsel köprüyü üstün insan olunca mı görüyoruz, eğer öyleyse üstün insana giden yol nereden geçer veyahut da düşünsel köprüyü daha önce betimleyenlerin ortak dilinin sonucu aslında ortak bir izlenim yaşamaları mıydı?

Bilinmezliğin kader olduğunu sandığımız ve yaşamsal bir solucan deliği aradığımız evrende son demlerimize kadar hem ilim hem de irfan okullarında esasında yalnızca bu soruların sorulması bile iradenin çarpışması ya da vuku bulması olabilir.

Peki insan bu soruların neresindedir ? Yalnızca bu soruyu soran irade miyiz ya da soruyu soran irade midir ?

Sema Korkmaz

Not: Willpower (İrade) kitabında, iradenin vücudumuzdaki glikoz oranına göre değiştiği ve insanların davranış biçimlerine etki ettiği belirtiliyor. Yapılan analizlerde, basit suçlardan sorgulanan kişilerin vücudundaki glikoz oranlarının oldukça düşük miktarda bulunduğu tespit edildi. Ayrıca serbest kalmadan önceki glikoz seviyeleri de, yeniden suç işleme olasılığını %80 başarı oranıyla tahmin etmeyi sağladı.

Dünyalite

Paylaştıkça çoğalır.

İrade: Üstün İnsana Giden Yol” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE