Aforizmalar

AforizmalarHayatımız hep başkalarının dediği gibi olmak için geçerken bir ‘an’ durup düşündüm. O zaman ben nasıl ‘ben ‘ olurum.

Derviş derviş olmak için değil kendini bulmak için dervişlik kisvesine bürünür.

Güneş ışığı gibi olun ışığınız güzel çirkin iyi kötü herkese değsin. Herkese tenezzül edin bir şey kaybetmezsiniz.

Buradan (dünyadan) gidişler hep tek yönü dönüşe yol kapalı. Gel zamanın varken kalbini O’ na çevir. Yoksa sonun pişmanlık olacak.

Allah istediği zaman zor yolu kolaylaştırır kolay yolu zorlaştırır. Hepsinde ayrı ayrı hikmetler saklıdır.

Doğru sözcükleri yanlış kişilere söylediğimizden bu haldeyiz belki de…

Belki adın tüm masal perilerinin dilinde, belki adın kalbime gömülmüş bir yara, belki adın sonsuz kelimelerimden düşen bir hece..

Sonun ilk ile buluştuğu noktada yeni bir hayat seni bekler unutma.

Zaman hızla akıyordu ve ellerimden akıp giden kum taneleri gibi bir daha geri gelmiyordu. Zafer benim idi ve benim olmalıydı. Gücümü sadece ondan alıyorum yüreğimden. Böylece her şey daha kolay oluyor. Yüreğimden seslenen çocuk olmasa duymasam onu o zaman işim zor!

Herkes gerçekten sevmekten korkar incinmekten kırılmaktan korktukları için. Ancak sevmeyen ne bilsin evlat yıkılıp yıkılıp tekrar ayağa kalkmasını. Kendisiyle mücadele etmesini.

Her şey gözüne ne kadar güzel görünmeye başladı değil mi? Halbuki ben hep burdaydım. Yeni uyanan sen oldun.

Hayatın sırrı sevmekte. Ne kadar az seviyorsunuz.

Kalbimize dokunan kişiler aynı zamanda ruhumuza da dokunursa unutulmaz olurlar. Erkekler bu yüzden ruhlarına dokundukları ya da ruhlarına dokunan kadınları istemezler daha basit düşünürler.

Yaşanmışlıkların esiri olmaktansa hayatı esir ediyorum.

Bazen kaybettiğimiz şey aşk gibi görünse de ya güzel bir vücuda ya da başka şeylere feda edilmişsinizdir.

Ya hayatı çok önemsediğimizde ya da hiç önemsemediğimiz de kaybediyoruz.

Oysa ben ne kadar sınırlıysam sen de bir o kadar çoksun… Aman Allah’ım ne çoksun. Çokluktaki tekliğe, teklikteki çokluğa, varlıktaki yokluğa yokluktaki varlığa…

Her çocuk annesine benzer ,her kuş uçmak ister ve her insan sevilmeyi bekler.

Ben bu gurbet illerinde sensiz dolaşırım avare ben beni unutmuş seni beni unutma sevgilim.

Hayat elimize tutuşturulmuş bir beyaz kağıt gibi. Kendini bilenler yazıyor o sayfaya dilediğini…Bilmeyenler ise o beyaz sayfayı karaya bulayıp gidiyor meçhule.

Gönlümün dili olsaydı eğer çığlığından herkes sağır olabilirdi.

Bir kadının değeri karşısındaki erkeğin ona verdiği değer kadardır.

Peki ya söyleyemediklerim. İçime yuttuklarım…

Bu oyunun kuralları belli dedi prenses ve gülümseyerek ekledi. Kazanmayı istiyorsan eğer yalnızlığa alışmalısın.

Elinde güç olduğu halde kullanmayan mı güçlüdür yoksa o güce hiç sahip olmayan mı güçlüdür? Elbette güç olduğu halde kullanmayan. Çünkü o güce sahip olmadan ne yapabileceğini sezemezsin.

İstediğin olmuyorsa eğer o şeyi neden istediğini düşün ses kalbinden mi geliyor yoksa aklından mı geliyor diye. Şayet aklından ise akıl üstü akıl var. Kalpten gelen ses seni yanıltmaz dara da düşürmez.

Hayatı anlamak kolay yaşaması güçtü. Hayattı sonuç olarak.

Hayal kurmak ne güzel. Ancak o hayali yaşamak başka güzel. Bu dünya bir handır sanma ki sana bana kalır.

Parçalanmış bütünleriz. Bizi biz yapan olgu da ruhumuz.

Dağ dağa kavuştu insan insana kavuşamadı. Modern çağın değişimi.

Aşkı gördüm. Orada yalnız başına oturuyordu. Dedi benim adım aşk. Her insanın hayatta sahip olmak istediği duygu benim. Dünyanın hem en güzel duygusuyum hem de en derin uçurumlara dehlizlere sahibim. Elleri yara bere içindeki çoçuk sordu. Ya yine düşersem ya kaybolursam? Ya ‘ben ‘ olmaktan vazgeçersem. Aşk gülümsedi. ‘sen ‘ dediğin her şey zaten ‘ben ‘ idim.

Kendine rağmen susuyorsun karşıya geçip üzülüşünü seyrediyorsun. Herkesin bildiği o mutlak gerçekler işte.

Hayat denen oyunda yeri geldi konuşan yeri geldi dinleyen oldum ancak derinimdeki izlere kimse erişemez oldu.

Benim kendimi çok saklamamdan mıdır yoksa kimsenin kıyılarıma dahi uğramaz oluşundan mıdır bilinmez. İnsanların bu hayatı yaşarken gözden kaçırdığı bir gerçek var. İstediğimiz, gayemiz sadece sevmek değil. Aşk tüm saflığı ile dolaşıp duruyor her ‘an ‘. Ancak onu görecek göz nerede? Onu duyacak kulak nerede? Onu hissedecek yürek nerede?

Seni egon öldürecek.

Parasını kaybeden sadece parasını kaybeder. Ancak umudunu kaybeden her şeyini kaybeder.

Ağlama gül devran mı bitti? Her baharda çiçek mi bitti? Sil gözyaşını keder mi gitti?

Sonbaharda dökülen kuru yapraklar gibi ömrümden günler eksiliyordu.

Yaralarımdan yaralayanlardan arkamdan konuşanlardan hoşnutum. İyi ki o hataları yaptım iyi ki günlerce ağladım. İyi ki yaralandım. İyi ki konuşuldum. Yeri geldi hunharca eleştirildim. Ama ben şimdiki ben olmazdım onlar olmasaydı… * Hayat 30’dan sonra mı yaşanır yoksa 30 ‘a vardığın zaman mı biter?

Duyulmayan bir sesimin olduğunu bilmiyordum. Duyduklarım yaşadıklarım olduklarım ve olamayacaklarım…Ne diyordu şarkı da ? Her şeyin bir zamanı benim dermanım yok. Dinlediğim fallar olmasını hayal ettiklerim ve olanlar. Şimdi ne olacak? Bilmiyorum. Neyi çok istiyorsanız gönlünüz kimi istiyorsa ondan yoksun oluyorsunuz. Bu bir baba olsun anne olsun yeri gelsin bir sevgili olsun. Hissettiğimiz sadece ”YOKSUNLUK ”.

Kalbinle gittiğin her yol bir gün sana tekrar geri döner.

Sorgulanmayan hayat ”hayat ” değildir.

Haberin bile olmadan sana dua eden birinin ettiği duayı Allah kabul ettiği için mutlusundur belki?

Kalbin ile dilini BİR’ le. Yoksa işin çetin…

Bir gün oto garajında demiştim ki: Allah ne kadar zengin bütün arabalar onun. Ancak biz zavallı insanlar kendimizin zannediyoruz. Sadece o nasibe adın yazılmış dünyalık kullanımlık.

Balığın tabiatı suda yaşamak ise sen git götür onu toprakta yaşat. Bunalmaz mı? Sıkılmaz mı? Kalbin huzuru Allah’la olmakta…Unut bakalım onu sıkılmaz mısın ? Bunalmaz mısın?

Elbette bir gün saat gösterir vuslatı. O zaman anlarım başıma gelenler ne, ne için neden imiş öğrenirim.

Mesafelerin uzaklığı önemli değildir. Yeter ki yüreklerde mesafe olmasın.

Her dinlediğim şarkı senin imiş aşığına söylediğin…

Öyle bir gün ki bugün.. Geçmişin kelimeleri bana hesap soruyor. Geleceğin gelecek cümleleri devrik, yıkık, dökük, harap…

Her ağladığında bizim canımız yanıyor dediler. Halbuki bir insan can yakmak için ağlamazdı… Canı yandığı için ağlardı.

Kalbin aynası paramparça … her parçadan onlarca kişi bana bakıyor … bense savunmasız… her biri halime acıyor…

Artık kelimelerim yok… sadece şarkılar var….

Belki de kimse senin gibi olmadığı /olamayacağı için seni sevmiyorlardır.

Hayatımız tıpkı çok sesli bir koroya benzetilebilir. Sürekli ses sabit değildir. Bir yukarı bir aşağı ses dalgalanır. Hayatta tıpkı böyle. Hep üzüntü olmuyor hep de sevinç. En önemlisi şarkıyı söylerken bu acı ve sevinçleri BİR görüp ne varlık için sevinmeli ne de yokluk için yerinmeli…sallanın evet sallanın…. Hayat sizin şarkınızı söylerken sadece sallanın… bu esnada hayatın frekansını hissedeceksiniz…Doğru frekans doğru görüş getirir…Herkesin tanıdığı başka başka melikeler var… Halbuki ben şimdi onların hiç biriyim…Topuklarıma kadar aşka battım…

Ufkunda açılmışsa kara güller.. Sen tüm bu olanlara rağmen seviyorsan gülleri ve bitmiyorsa özlemin dinmiyorsa gözyaşın yar elin uzatmaz ise dillerim lal olur.. Öylesine hüznüm sendeyse kabul ettim dikenleri sen yeter ki ‘gül’ misali aç diye…

İnsanlardan uzaklaştığımız zaman kusurlarını görmüyoruz. Kusurlarını gördüğümüz için uzaklaşıyoruz.

Beni ben yapan cümlelerim var… Ardına sığındığım benimle dolaşan bir kelime bulutum var ve ben onun içinde yaşıyorum. Güle güle …gittim ben…. Geleceğin bensiz yokluğum sensiz olsun..Tüm yüzler bana seni hatırlattı sevgilim..bugün… bugün günlerden dün… tıpkı beni bana bıraktığın gün gibi…hala dün gibi…

Her hikaye biterken kendi sonunun hazırlar. Sanat damlar ellerimden kalemimden….

Her zaman işini seven ve işini en doğru şekilde yapan insanları diğerleri pek sevmezler. Çünkü asla kendileri onlar gibi olamayacaktır. Bunu bilmek o ruhu yaralar…

Kelimelerin oyunu bu dizlerin dansı ruhun yansıması bedenin yanılsaması…

Unuttuğum ne çok sey var Unutulduğum ne az oldu. Bildiklerin yetmez… bilmediklerini bildiklerinle öğrenmen gerek…

Her oyunda bir oyuncu bir sahne bir de suflor olur…hayatı bir oyun gibi düşün.. başrolde sana biçilmiş bak… suflör sürekli fısıldayıp duruyor repliği… sıra sende … hadi oyna kendi oyununu… kendi hayatını…

Tüm ilimler bir yere kadar .. seni bir yola koyar bırakır seni…marifetini göster…bilimle ilimle bildiklerini bileştir hakikati bil…

Her insanın bir kara kutusu vardır. Yaptığını kimsenin duymasını istemediği… yarın mahşerde kara kutular ortaya çıkınca utanacağımız fiiller olmasın tövbesini yapmadığımız bir günahımız kalmasın.

Her yeni bir cümle kurmak bir önceki kurduğunu yıkmak demek.. biz de de öyle oldu. Yıka yıka yıkılmaz bir kale inşa ettik.

Kimsenin aşkına dil uzatmayın aşık aşkına dil uzatılmasını istemez ister beşer aşkı olsun ister ilahi..

Dünya yalan değil düzenini bozdukları için yalan oluyor. Yola taş koyma çek o taşı kenarı yola devam!

Bu zamanda herkesin gönlü dünyalık şeylerle rezervli. Hakk’a yer kalmamış gönülde. Neden hep sevdiklerimizle sınanırız? Çünkü Allah ondan daha fazla başka birini sevmemizi istemez. Ne zaman ki meylettin o

kişiden seni kırıcı bir hareket gelir sevginin ateşi alınır. Şairin dediği gibi ”şimdi sende herkes gibisin.” Düşünmeseydim daha çok mutlu olurdum. Ama ne yazık ki düşünüyorum. o halde varım! Hep ama hep doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar. Kovulan da demez mi 10. köy nerede?

Türküdeki gibi güzeli ağlatırlar çirkini söyletirler..İlimin kaynağında ilimden habersiz, peygamberi severim der sünneti uygulamaktan aciz..

Çile bitmeden yerinden kalkamazsın kımıldayamazsın bile. Çilen doldu mu kimse tutamaz seni tüm yollar yine senin olur.

Hz. Mevlana’yı ziyarete gittik şemse uğramadan olmazdı. Şemsin makamında biraz sızlanıp dua ettim. Eve vardığımda celalli bir şekilde duamın karşılıgını gördüm. İrkildim. Siz siz olun hak dostlarını ziyarete gittiğinizde gönlünüze hakim olun. Edeple hayırlısını isteyin illa benim dediğim olsun demeyin.

Hiç kimseden bir şey bekleme umma. Vefa umma güzelden vazgeçme sen emelden demişler.

Sen derdim olmasın istiyorsun dert çekmeden ne hal ne makam ne de veli olabilirsin.

Allah istedikten sonra değil göz insan eliyle bile görür hakikati. Ya Alim ya Muktedir ya Mütekebbir!

Her yalnız ve güzel kadının geçmişinde derin izler vardır aman dikkatli olun ki çukura düşüp boğulmayasınız.

Haktan hakikatten yana olan pek az insan var…Belki de bu yüzden çok sevilmiyorum o tip insan nezninde. Hakka kulaklarını tıkadıkları gibi gerçeği bulamayacaklar. Senin benim gerçeğimi değil halbuki kendi hayatlarının gerçeğini.

Bu dünyada gözü ve gönlü tok olmayanların gözlerini de gönüllerini de toprak doyurur…

Aradığın şey her ne ise çok da uzakta değil. Sen yeter ki gönlüne bakabilmesini bil. Hayrı şerr-i hak bilir sen ise bir hiçsin gönül..

Yaptığınız iyilik sizde kalsın onunla başa kakmayın..

Babama son duam hep duam…Nardaysa nura, nurdaysa nurunu tamamla Allah’ım.

Dert çekenin yol gidenin derler. Sen derdinden derdini verenin hatırına dayan. Allah’ın seni üzmek yıpratmak isteği yok sadece üstün başın dünya pislikleriyle dolu. Seni temizlemek ister bu kirlerden o yüzden bela sıkıntı yollar. Çok bunaldım deme gülleri yüzüne yerleştireceği günde gelir.

Gizli bir bahçe idim insanların bahçeme girip çiçeklerimi yaban otlarımı görmelerini istedim..

Mezarlar hep vazgeçilmezlerle dolu. Kendini çok da bir şey sanma insan!

Yokluğu bulmadıysan vay ! Hiçliğe ermediysen vay!

Varlıklar dünyasında egolar cennetindeyiz. Halbuki amaç dünyada yokluğu bulmak. Bunca engel varken herkes ben derken nasıl yokluğu bulacağız?

Siz devamlı olan bir hayati devamsız geçici bir hayata takas ediyorsunuz?

Ya bütün dünyaya hakim ancak gönlüne gözüne hakim değilsen? Vay ki vay.

Onulmaz geçmeyen geçmediğine inandığınız her derdin dermanı gerçekten sevmek.

Güzel günler göreceğiz ışıklı nurlu…umudu yitirme vakti gelmeden bahar gelmez.

Bulanık suda nasıl ki aksini göremezsen bulanık karakterli insanda da hakki göremezsin.

Hayatta bazen dinlediğimiz şarkılar bizi tefekküre sürükler. Seninle cehennem ödüldür bana sensiz cennet sürgün sayılır. Allah’ımızla olduğumuz her yer bize güzel gelir ancak onsuz nefes almak aşıklar için büyük bir elem kaynağıdır. Tıpkı şarkıdaki gibi.

İşte o gün çok sevmemeyi öğrendim beşerleri ya sevdim kayboldu ya sevdim kayboldum.

İlk yola çıktığında başka birisindir zamanla yol alırsın sabırla bir bakarsın başka başka olmuşsun bir adım öteye geçersin geri dönüp arkaya baktığında her ne kadar ben daha olmadım desen de birçok hakikat sırlarına ermiş ve ilerlemişsindir farklılaşmışsındır diğer insanlardan çünkü farkındalığın artmıştır. Daha ötesinde ise artık eski senden eser kalmaz. İşte gerçek hakikat yolu böyledir ancak bu yolda yürüyenler anlar.

Gel gör beni aşk neyledi yaktı yıktı kul eyledi. Her kim ki kul oldu an’da buldu özünü.

Yaşadığınız şeyi edindiğiniz deneyim hakkında istediğinizi yazın paylaşın ancak yaşamadığınız veyahut hayatınıza geçirmediğiniz her söz fiile geçmedikten sonra boş lakırdıdan ibarettir. Hal diline geçmeyen her söz cansız beden gibidir.

İnci tanesisin sen henüz keşfedilmemiş derinine inilmemiş…inci tanesisin sen henüz aranmamış daha bulunmamış… 

İyilikte buluşalım.

Tercih sebebiniz boy kilo kıyafet olmasın tercih sebebiniz ahlak edep tevazu ve iyilik olsun.

Kişi kendini bilmiyor sonra kendini bilmişlere laf uzatiyor.Var böyle bir dünya.

Ahlak edep etik unutulmuş gibi. İnsanlarda devasa şatafatlı abartılı bir hayat hüküm sürmekte.

Bu kadar derin olmasaydım bu kadar insan boğulup kalmazdı.

Bu dünyada aşk üzerine söylenmiş sözcüklerin kifayetsizliği var içimde.

Dış suretlerimiz farklı olsa da mayamız BİR… sus diyor içim ama gönül susmuyor .o an anladım gönlünde sessiz sakin görülmeyen bir dili olduğunu…

Hakikat anlamında yükselmek istersen eğer tövbeyi bırakma dilinden ve gönlünden. Velev ki tüm tövbelerin kabul oldu anadan ak temizsin sen yine de tövbeyi bırakma dilden… İşte o zaman arşa arşın sahibine yükselirsin. İlla tövbe hep tövbe tövbe estagfurullah.

Kılavuzu gönlü olanın burnu gülden ayrılmaz. Hiç olan birinin varlığı veya yokluğu size dokunmaz..

Bülbülün çilesi yanmakmış güle…gül güzel ama gül dikenli. yol kısa ama bir o kadar uzun. Dağin tepesine çıkarken anlamaya başlarsın dedi bilge hele ki inmeye basla arkada bıraktıkların birer birer karsına çıkar yine sen o dağı terk ederken. Yüzüne savuşturulan kağıt gibi o insanlar dağıtır yüzünü kan revan içinde kalırsın.

her şey derininde onunla ilgili…

Aşk zamansızlık diyarındaki limanda oturup sessizce beklemekmiş gelmeyecek birini.

Kazanman için önce kaybetmenin ne olduğunu bilmelisin. Var yokun halinden anlamaz. Söz kısa kesilmelidir vesselam. 

Bizim aslımız yokluk. Ancak varlık dünyasındayız. Sen varlıklar aleminin yokluğunu bul.

Hayata paydos demeden önce yapman gerekenler basit aslında. Biri sana aşk derse önce kalbine sor onun bunun dediğine bakma. Çünkü aşkı sadece kalbinle ve ruhunda hissedebilirsin. Onun yeri gönlün, yüreğin. Başka yerde arama. Zaten başka yerde aradıkların nefsini ve heva isteğini karşılayacak ruhunu ve yüreğini değil. Ve elbette geçici ve kısa olacak.

İster sızlan ister kabul et hayatını kabullenmek zorundasın. Sevdiğin sevmediğin insanları kabullenemediğin bu bana yapılır mı dediğin her olayı kabullenmek durumundasın. Eğer hataları doğruları yanlışları kabul etmiyorsak bir adim bile ilerleyemeyiz. Affetmeyi öğrenmeli sevmeyi becerebilmelisin…

Geçmişi silemeyiz belki ama geleceği inşa edebiliriz değil mi?

Hayat geçmişe bakılınca anlaşılır bu tıpkı dağın en yüksek zirvesinden bakmak gibidir. Orada tüm yeşil çalıcıkları taşları ağaçları görebilirsiniz. hayatınıza koca bir büyüteçle bakın… Bilhakis geçmişinize. Dedektif titizliğinde. Uğruna kaybettiklerinizi düşünün yıkıp geçtiklerinizi var saydıklarınızı yok olanları..

Göze alamadığımız ne çok şey var…Uğruna kaybettiğimiz…Sevgimiz vefamız saygınlığımız ve daha nicesi..

Uzun süre önce kadın -erkek ilişkileri üzerinde epey uzun uzun düşünmüştüm ama işin içinden bir türlü çıkmamıştım. Daha sonra kuranda araştırmaya başladım. Bulduğum ayet çok çarpıcı idi. Ayet temize temiz pise pis insan geleceğini söylüyordu. O an anladım ki bu dünya programında belli şaşmaz bir düzen vardı engel olamadığımız ya da karşı koyamadığımız. O an anladım ki kişi kendini ve duygularını ne kadar temiz tutarsa iyilerle muamele olacak ama kotu ve kötülüğe doğru giderse kendi cinsi bir insanla olacak. O halde yolumuzu seçelim. Hangi tip insanla muamele olduğumuza dikkat edelim.

Küçükken Annem ben daha okuma yazma bilmiyorken Allah’ın sıfatlarının yazılı olduğu çocukların anlayabileceği bir kart takımı almıştı. Kartlar o kadar renkli o kadar güzeldi ki üzerinde rabbimin isimleri yazıyordu. Ablam benden 2 yaş büyük olduğu için kartları okumaya başladı bende hızla tekrar etmeye başladım… Allah beni biliyor Allah beni görüyor Allah beni duyuyor Allah beni seviyor vb. idi. O gün anlayamadım belki ama şimdi dünya ne zaman canımı sıksa üzse hemen söylüyorum içimden Allah beni biliyor Allah beni seviyor Allah beni duyuyor… Sizlerde dünya canınızı sıktığında sığınacak bir liman aradığında sessizleştiğinizde bilakis yalnızlaştığınızda yalnızların yalnızını unutmayın.

Niyetini sağlam tut. Dikkat et nefsine…Hakka karşı ibreni bir saniye bile olsun oynatma. Ne istiyorsan karşına onlar gelecek üzülme…

Hayat hep kalbimizden vuruyor bizleri…Öyle değil mi ?

Uzaklaştım her şeyden ve herkesten…kendimden bile…Sonra başka bir ben buldum ama içinde artık eski melike yoktu!

Dünyanın neresine gidersen git dönüp varacağın nokta kalbindir.

Kaç yaralı gönle merhem oldun? Kaç dertliyi dinledin? Hiç bilmediğin tanımadığın kaç kişiye dua ettin? Sende yiğitlik var mı? Kaç kişiyi kurtarabilirsin böyle?

Tüm ruhlar uyandı ayaklı bedenleriyle dolaşıp duruyorlar şehrin ortasında…Kiminin derdi var kiminin bir dileği olmasını umduğu…

Kalbin çürür olumsuz hareket ve davranışlarla. Sonra sesini duymaz olursun kalbinin… Adın konmuştur artık…Kalem bile adını yazar geçer.. kısa ve net bir şekilde. KALPSİZ…diye…

Söylenecek her şey önceden söylenmiş gibi.

Her sefer her yeni yolculuk kendini keşfetmen için birer fırsat.

BUGÜN  Bugün kelimelerimi savuşturup attım ellerimle… Zihnimdeki kötü anları zanları hatalarımı… Hayatın hepimize güzel an’lar sunması için… Dualar ediyor ve seviyorum herkesi… Sevebildiğim kadar… Çünkü ne kadar seversek birbirimizi… O kadar daha fazla güzellik bulacak bizi…

Melike Kasap

Paylaştıkça çoğalır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DUNYALITE