Adem ile Havvanın Kırık Hikayesi

Büyücü değildim ki ben ya da büyülenen biri. Sadece kalb-i olan billur görüşlü bir insandım sadece.

Ama sizin bildiğiniz her gün yanınızdan geçen yollarda sık rastlanan cinslerden değil. Kendimi gömdüm setr eyledim. Saklayabildiğim kadar sakladım.

Her insanın bir hikayesi var ya ben o hikayeyi anlatmaya geldim. Ancak bu hikaye her hikaye gibi okunacak düşündürecek sonra unutulacak. Ama ben o hikayenin Havva’sıyım. Adem ise sırrı bende saklı adı sadece adem olsun istedim. Yani onu da setrettim. İnsan en sevdiği şeyleri kullanmaz bir kenarda saklar ya bende sakladım uzun müddet.

Ancak sırrı ellerimle ifşa etmeme rağmen sırrın sahibi beni unutmuş sözde(!) Sırrı ifşa etmemden midir yoksa kıyılarıma uğrayıp uğrayıp sığınamamasından mıdır unutuşu bilinmez Adem ile Havva’nın mutluluğuna tüm dünya başta şeytan da dahil olmak üzere herkes karşı idi. Havva cevirdi başını gökyüzüne ağlayan gözlerle semayı izledi sabah yeni oluyordu hem yeni günün ışıklarını hem de parlayan ayı görüyordu nemli gözleri. Kelimelerin sahibine seslendi.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Her şeyin farkındaydı. Suyun kenarında sessizce düşünür buldu Havva kendini. Bildiği tüm kelimelerini unutmuştu. Sadece hissettiği acıydı. Suyun bulanıklığı içini daha da sıktı. Balıklar yosunlar mercanlar uzansa ellerinin altındaydı. Ama hiçbirini istemedi.

Çünkü Adem gelmiyordu. Bekleyişin ardından Adem karşısında duruyordu nasıl da özlemişti onu. Ben artık senim peki ya sen kimsin diye kekeledi Adem’i karşısında gören Havva. O an her şey sustu cennet ve cehennem birlenmişti. Artık ne geçmiş vardı ne de gelecek. Sadece an vardı. Adem yine gelip gitmişti. Cennetinden uzak düşen Havva için zamansızlık diyarında kalmak ümit ve ümitsizlik arasında gidip gelirken benzini soldurmuştu. Yüzü gülmüyordu her şeyi duyuyor fakat kimseye yanıt vermek istemiyordu. Sesleri duyuyor ancak manaya eremiyordu.

Çünkü artık susmalı idi. Havva Adem’ den vazgeçmemişti ancak ellerindeki en sevdiği pembe güllerin onlara dokundukça solduğunu ve çürüdüğünü seyretti. Adem gibi Havva’da fani idi ve bir gün o da zamansızlık diyarında nefessiz kalacak idi ancak Adem’in gelmeyişi aşkının rengini solduruyordu. Havva’nın etrafındaki melekler bile Havva’ya üzülür olmuştu.

Meleklerden biri kelimelerin sahibinin katına çıktı. Havva’yı görmüyor musun günden güne solup sessizleşiyor yalvarırım bir şeyler yap diye hükümranlığın sahibine seslendi. Bunun üzerine Havva’ya gelip melekler sordu. Havva eksikliğini rabbine arz etti.

Adem gelmeyecekse eğer onun ömürde bir kez yapması gerektiği ve senin hoşnutluğunu kazanacak olmasına razı değilim dedi. Ya birleştir yolları ya da sonsuza kadar ayır dedi. Onun hakikat secdesini kabul etme diye fısıldadı zamanın şahidine.

Artık kelam biter burada. Sadece zaman gerek artık zamanın şahidine. Havva’nın isteğini gerçekleştirmek için. Zamansız zaman illa zaman illasız zaman. Artık Adem ile Havva değil. Adem ayrı yollarda Havva ayrı yollarda kaderin hükmüne boyun eğen yitik yürekliler…

Melike Kasap

Paylaştıkça çoğalır.
DUNYALITE